











|
Bir kimse faiz
aldığı zaman bunu hesaplayıp bir hayır
kurumuna vermesi gerektiğini söylediniz.
peki faiz veren bir insan bu konuda
nasıl davranmalıdır. mesela bankadan
kredi alıp geri öderken daha fazla
ödemek gibi.
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Faiz, dinimizin kesinlikle haram kıldığı
çok büyük bir günahtır. Bu fenalıktan,
kendimizi ve ailemizi mutlaka uzak
tutmalıyız.
Faiz veren bir kimsenin ödemesi bitmiş
ise, son derece içten pişmanlık duyup
tövbe istiğfar ederek bağışlanmayı
dilemelidir. Gücü müddetince sadaka ve
hayır yapmalıdır.
Eğer ödemesi devam ediyorsa, yine tövbe
istiğfar ederek bağışlanmayı dilemeli ve
ayrıca mutlaka kalan miktarı bir an önce
ödemeli, daha fazla faiz ödemekten
böylece sakınmalıdır.
Tarih : 17.03.2007 h.k.k Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Dünyanın herhangi bir yerinde
hiçbir şekilde dinden haberi olmayan
insanların ahiretteki durumu nedir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Şayet günümüzdeki bu kadar iletişim
vasıtalarına rağmen hala böyle bir kimse
varsa, sadece Allah’ın varlığını
bilmekle yükümlü olacaktır. Çünkü insan
aklı Yaratıcı’nın varlığını idrake
haizdir.
Aklı başında olan her insana, Allah’ın
varlığını bilip tasdik etmek farzdır.
Kâinatta her zerre, ilim ve kudret
sahibi bir Yaratıcı’nın varlığına
şahadet edip dururken, her şeyin üstünde
bir akla sahip olan insanın bunu
anlamaması, bunu düşünüp bulmaması caiz
olamaz. Onun içindir ki, insan nerede ve
hangi zamanda yaşamış olursa olsun,
kendi aklıyla düşünerek Allah’ı bulması
ve bilmesi, üzerine farzdır.
Allah Teâlâ insanlara, dinî vecibelerini
beyan eden bir Peygamber göndermemiş
bile olsa idi, akılları ile Allah’ın
varlığını ve birliğini bilmek onların
üzerine vacip olurdu, Şu kadar ki,
böyleleri, yani Peygamberlerin
tebligatından haberi olmayanlar;
ibadetler, namaz, oruç, zekât vesaire
şer’i hükümlerle mükellef değildirler.
Çünkü bu gibi şer’i hükümler yalnız akıl
ile anlaşılmaz. Onlar ancak bir
Peygamberin haber vermesiyle bilinir.
Tarih :
17.03.2007 gh Sordu :
——————————————————————————–
Soru : İki kişi mukabele yaparak bir
hatim bitirse, ortaya iki hatim mi
çıkmaktadır? Okuyan hep aynı olsa, takip
eden de yine bastan sonra hep takip
etmiş olsa; takip eden de hatim indirdi
denilebilir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Eğer iki kişi Kuran’ı paylaşarak
okumuşlarsa, tek bir hatim inmiş olur.
Burada önemli olan okumaktır. Okumak da
mutlaka dudakların kıpırdaması ile
olmalıdır. Göz ile takip eden, okuma
sevabı değil, dinleme sevabı alır.
Tarih : 17.03.2007 ibrapd Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Sıkışık zamanlarda kılınan farz
namazlarının 3 ve 4′uncu rekatlarındaki
fatihayı terkedebilir miyiz? Böyle bir
namaz sahih midir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Kesinlikle olmaz. Çünkü kıraat
gerçekleşmemiş olur.
Tarih : 17.03.2007 KERVAN Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Patronum işlerin çok yoğun olması
veyanlış kılabilirim düşüncesiyle namaz
kılamıyor. kendisi çok dürüst ve
sabırlıdır ben namaza onu başlatmam için
ne yapmalıyım?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Namaz bir müslümanın en önemli
vazifesidir. Namaz, her gün beş vakit
yaptığımız bir zikirdir. Bir müslüman
gününü namaza göre programlamalıdır.
Tabiri caizse, namazı işlerimizin
arasına değil, işleri namazın arasına
koyacağız.
Patronunuza bu düşüncesinin yanlış
olduğunu güzel bir dille anlatınız.
Namaz ile alakalı çok güzel faydalı
eserler mevcut. onlardan hediye edip
okumasını sağlayın. Hangi sebep ile
olursa olsun namaz kılmamanın çok büyük
bir günah olduğunu tembih edin. Sevgili
Peygamberimiz ve Ashabı savaş meydanında
dahi namazı aksatmamışlardır.
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 17.03.2007
gh Sordu :
——————————————————————————–
Soru : “Seninle gurur duyuyorum” sözü
müslümana caiz midir? Bir sohbette bunun
caiz olmadığını duymuştum. Gurur,
kâfirlere mahsus bir şey midir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Dinde yasak olan gurur, kibre götüren
gururdur. Yoksa takdir ve beğeni
manasında olan gururun bir sakıncası
yoktur. Bu bakımdan “seninle gurur
duyuyorum” sözünün bir sakıncası yoktur.
Ayette geçen “kafirler gurur içindedir”
ibaresi, “onlar aldanmaktadır”
anlamındadır.
Tarih :
18.03.2007 büşra Sordu :
——————————————————————————–
Soru : sabah öğle akşam ikindi ve yatsı
namazlarının sünnetlerinde hangi süreler
okunuyor veya hepsi sırayla mı gidiyor?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Vakit namazlarının sünnetlerinin tüm
rekatlarında zammı sure okunur.
Bu kıraati namaz sureleri dediğimiz kısa
sureleri veya üç kısa ayet ya da bu
kadar uzunlukta bir ayet okumakla
gerçekleştirebilirsiniz.
Sıralama baştan sona doğrudur. Eğer
atlama yapılacaksa, en az iki sure
atlanmalıdır.
Tarih : 17.03.2007 gakkoş Sordu :
——————————————————————————–
Soru : alkollü ölen kisi imanını
kurtarabilir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Böyle ölen bir kimse, eğer içkinin haram
olduğunu kabul ederek içtiyse, diğer
amelleri ile birlikte bunun karşılığını
görecektir.
Tarih : 17.03.2007 gakkoş Sordu :
——————————————————————————–
Soru : cd den okunan kuran-ı kerimi
dinleyip takip etmek ve böyle hatim
etmek caiz midir
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bu şekilde sadece dinleme sevabı elde
edersiniz. Hatim için ise mutlaka
dudakların kıpırdaması ile okumak
şarttır.
Tarih : 17.03.2007 hakan52 Sordu :
——————————————————————————–
Soru : cemaatle namaz kılarken imam
secdeden doğrulduğunda tam doğrulmamıza
zaman kalmadan ikinci secdeye gidiyor bu
durumda ben tam yapmaya gayret
gösteriyorum ve saniyelik bir farklılık
oluyor ne yapmamız gerekiyor.
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Namazı kıldıran imama mutlaka riayet
etmemiz gerekmektedir. Bu nedenle
rukünlerde okunacak tesbihleri
fazlalaştırmadan imamla aynı anda
hareket etmeliyiz.
Eğer imam tadili erkana uymadan hızlıca
namaz kıldırıyorsa, güzel bir dille ikaz
edilmelidir
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 17.03.2007
murat81 Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Bazı kimseler tesbihat öncesinde
ayetel kürsi okuduktan sonra tesbihe
üflüyorlar. Bunun bir anlamı var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bunun dini bir yönü yoktur. Bu bir
örftür.
Tarih :
17.03.2007 hizb Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Nakşibendi tarikatı ne zaman
kollara ayrılmıştır, kaç kolu vardır?
Nakşibendi tarikatından başka tarikat
var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Ehli sünnet üzere yayılmış olan büyük
tarikatlar on civarındadır. Nakşibendi
tarikatı da bunlardan birisidir. Zamanla
kollara ayrılmıştır. Şuanda en yaygın
kolu Halidiye koludur.
Tarih :
17.03.2007 hizb Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Gavs ne demektir? Şuan hayatta
gavs olan var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Gavs, tasavvufta büyük rütbelerden
birisidir. Daima dünyada gavs bulunur.
Tarih :
17.03.2007 hizb Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Radıyallahü anhü, anhüma, anha ve
kuddüse sirruhü kelimelerinin manası
nedir? Bunlar kimler için kullanılır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Hepsi “allah ondan razı olsun” ve “allah
onun ruhunu mukaddes eylesin” anlamında
dua cümlesi olup genellikle büyük zatlar
hakkında kullanılır.
Tarih :
17.03.2007 hizb Sordu :
——————————————————————————–
Soru : namazda müridimizi düşünmenin bir
sakıncası var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Zihnin başka yerlere dağılmasını önlemek
bakımından bir mahsuru yoktur. Fakat en
güzeli Cenab-ı Hakkın huzurunda olduğunu
düşünmektir
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 18.03.2007
h.k.k Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Büluğ çağına girmeden ölen
gayrimüslim çocuğun durumu nedir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Cennette “Vildan” dediğimiz hizmetçi
çocuk olarak bulunacaklardır.
Tarih :
17.03.2007 gakkoş Sordu :
——————————————————————————–
Soru : kadın sesi haram mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Kadının sesi vücudu gibi namahremdir.
Nisa suresi 31 ve Ahzab suresi 32.
ayet-i kerimeleri bunu açıkça ifade
etmektedir.
Tarih :
17.03.2007 ramazan Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Almanya’da cenaze nakil
hizmetleri yapan bir firma var. Bu
firmaya üyeler her sene aidat ödüyor.
Üyelerden ölen olursa, Türkiye’ye kadar
olan cenaze nakil masraflarını firma
karşılıyor. Böyle bir sistem caiz midir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bu bir karşılıklı yardımlaşma ve
dayanışma olduğu için caizdir. Ve büyük
sevabı vardır.
Tarih :
17.03.2007 muzaffer Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Hutbeye çıkan bir hocanın
basamaklarda okuduğu sessiz duaların ve
sağ ayakla basamaklara basmanın hükmü
nedir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bu davranışlar hutbenin sünnet ve
adaplarındandır.
Tarih :
17.03.2007 teknooo Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Şahitleri temin eden iki kimse,
ailelerinden habersiz nikah kıyabilirler
mi? Ailenin haberinin olmasının bir
hükmü var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Böyle bir nikah geçerli olmakla birlikte
kesinlikle tavsiye edilmez. Bu gibi
durumlarda genellikle kız zarar
görmekte, bu sebeple öncelikle resmi
nikah ve daha sonra dini nikah
kıyılmalıdır
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 19.03.2007
songül Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Kabirde ölüye şeytan musallat
olur mu?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Şeytanın ölülerle işi olmaz. Çünkü
ölünün yapacak bir şeyi yoktur. Bir
rekat namaz kılmak istese, yapamaz. Bir
sayfa Kuran okumak istese, yapamaz.
Şeytan hayatta olan kimseleri işte böyle
ölü gibi yapmak için uğraşır ve ona
musallat olur. Yaşayan ölüler olmamak
için gerçekten dirilelim ve Rabbimizin
emir ve yasaklarına riayet edelim.
Tarih : 18.03.2007 fv Sordu :
——————————————————————————–
Soru : “İmam iftitah tekbiri almadan
uydum imama diye niyet edilmez, ancak o
iftitah tekbirini alınca uydum imama
diyebiliriz” diye duydum. Niyeti tam
olarak nasıl yapmalıyız?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Burada önemli olan, bizim iftitah
tekbirimizin imamın iftitah tekbirinden
önce alınmamış olmasıdır. Yoksa imama
uyulmuş olmaz.
Niyet zamanına gelirsek:
Niyetin tekbir alma zamanına çok yakın
olması en faziletli olanıdır. Daha önce
de niyet edilebilir. Fakat niyet ile
namaz arasında namaza aykırı bir işin
yapılmaması şarttır. Mesela bir kimse
abdest alırken namaza niyetlense ve
namaza durana dek yemek, içmek gibi
namaza aykırı bir davranışta bulunmasa,
bu kimsenin niyeti namaz için
geçerlidir.
Fakat tekbir aldıktan sonra getirilen
niyet geçerli olmaz.
Tarih :
18.03.2007 cxx Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Niyetin dil ile söylenmesinde bir
sakınca var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Niyet, amellerimize ibadet vasfı
kazandıran husustur. Çünkü niyet ile
amellerimiz alışkanlıklarımızdan farklı
olur.
Niyetin yeri kalptir. Fakat kalp ile
getirilen niyetin dil ile de
tekrarlanması müstehaptır. Aslolan
kalptir yine de.
Mesela bir kimse öğlen namazını
kıldığının farkında olarak diliyle
ikindi namazı şeklinde niyetlense,
kıldığı namaz yine öğle namazı olarak
geçerlidir. Çünkü kalbi doğru niyette
bulunmuştur.
Tarih : 19.03.2007 KERVAN Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Önceden kılamadığım farz
namazlarım var. Yatsı namazından sonra 5
vaktin farzını kaza edebilir miyim? Kaza
namazını kılmadan önce kendim kametten
önce ezan okumalı mıyım? Niyetini de
yazarsanız çok memnun olurum.
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Evet, yatsı namazının peşine istediğiniz
kadar kaza namazı kılabilirsiniz. Hepsi
için bir tek ezan okumanız yeterlidir.
Her vaktin kaza namazına başlarken kamet
getirirsiniz. Farzlarla birlikte
yatsının vitrini de kaza etmelisiniz.
Niyet ederken “en son
kılamadığım…namazının farzını kaza
etmeye” şeklinde niyet edebilirsiniz.
Tarih : 18.03.2007 betül Sordu :
——————————————————————————–
Soru : müslüman bir kadının ewinde nasıl
hareket etmesi gerekiyor
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Kadının ev içi de olsa yine dini
kurallara uygun bir şekilde yani yemesi,
içmesi, evdeki eşyaları ve giyimi
tamamen dini hükümlere uygun olmalıdır.
Kadın, eş olarak kocasına karşı, anne
olarak çocuklarına karşı, evlat olarak
anne-babasına karşı vazifelerini
eksiksiz yerine getirme gayretinde
olmalıdır.
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 19.03.2007
mahmud efendi 78 Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Bir kimseye istemesine binaen
döviz olarak borç verince, o borcunu
geri alırken alış fiyatından mı yoksa
satış fiyatın da mı alması gerekir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Döviz olarak verilen borç, aynı miktar
olarak geri alınabilir. Veya döviz
olarak değil de Türk parası ile ödeme
yapılacaksa, döviz bürosundan satın
alırken ödenecek kur ile hesap edilerek
borç geri ödenebilir.
Yeri gelmişken belirtelim ki, bir
kimsenin müslüman kardeşinin sıkıntısını
giderebilmek amacıyla borç vermesi çok
büyük sevabı olan bir ameldir. Fakat
aynı şekilde borç alan da mutlaka
konuşulan tarihte borcunu ödemelidir.
İmkan varken borç konusunda ödememezlik
yapıp karşı tarafı zor durumda bırakmak
çok büyük bir zulüm olup büyük günahtır.
Tarih : 19.03.2007 murat81 Sordu :
——————————————————————————–
Soru : kişinin kendi tenasül uzvuna
dokunması veya bakması abdeste zarar
verir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bir zarar vermez. Fakat elbette bir
neden yok ise, böyle davranışlardan uzak
durmalıyız.
Tarih : 19.03.2007 saintmendoza Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Sevdigim kızla ailesi beni
istemedigi için ailesinden habersiz
nikah kıymak istiyoruz. caiz midir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Böyle bir nikah geçerli olmakla birlikte
kesinlikle tavsiye edilmez. Bu gibi
durumlarda genellikle kız zarar
görmekte, bu sebeple öncelikle resmi
nikah ve daha sonra dini nikah
kıyılmalıdır.
Madem sevdiğini söylüyorsun, o halde
sevdiğinin zarar görmemesi için mutlaka
ailesini ikna etmeye çalış ve hiç
olmazsa önce resmi nikah, ardından dini
nikah kıyınız.
Tarih : 19.03.2007 hasan_ctk Sordu :
——————————————————————————–
Soru : gavs nedir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Gavs, tasavvufta büyük rütbelerden
birisidir. Daima dünyada gavs bulunur.
Tarih :
19.03.2007 songül Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Ticarı hayatında kredı kullanan
bir kişinin evinde yemek yenir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bu kimsenin kazancının helal olan
kısmına niyet ederek yemeği yenebilir.
Ayrıca bu kişiyi yaptığının yanlış
olduğu konusunda gücümüz ölçüsünce
uyaralım
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 20.03.2007
MPOLAT Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Geçenlerde bir takım insanlar
organ nakli üzerine konuşurlarken kulak
misafiri olduk, bir insan ölmeden daha
hayattayken ben bütün organlarımın
bağışlıyorum diyip yapabilir dediler,
bağışladığına dair böyle bir noter veya
bir belge imzalasa bu caiz midir ? Biz
onlara hocalarımızdan caiz olmadığı
duyduğumuzu söyledik fakat bir insanın
hayatını kurtarılmasını istemez misiniz
dediler.
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Öncelikle organ bağışı ifadesi
yanlıştır. Çünkü malın bağışı
yapılabilir. İnsan ve insanın parçası
olan organ ise mal değildir ve bunun
bağışı yapılamaz. Çünkü insan mükerrem,
değerli bir varlıktır. Bedenimiz ve
canımız bizim tasarrufumuzda değildir,
bize emanettir.
Organ bağışı yerine organ nakli
ifadesini kullanmamız gerekir. Kısaca
organ nakli ile ilgili şunları
söyleyebiliriz:
Aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak
organ ve doku nakli caizdir:
a- Zaruret halinin bulunması, yani
hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu
kurtarmak için, bundan başka çaresi
olmadığının meslekî ehliyet ve
dürüstlüğüne güvenilen bir doktor
tarafından tespit edilmesi,
b- Hastalığın bu yoldan tedavi
edilebileceğine doktorun çok kuvvetli
bir tıbbi bilgiyle inanması, zann-ı
galibinin bulunması,
c- Organ veya dokusu alınan kişinin, bu
işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,
ölümünün kesin olması. Bu da İslam
hukukuna göre kalbin ve dimağın her
ikisinin ölmesi ile olur. Zira ölünün
yıkanması, kefenlenmesi, hanımının
iddeti ve miras gibi şer’i olan
hükümler, bu ikisinin kalp-dimağ ölümüne
bağlıdır. Dolayısıyla kişi tıbben öldü
deyip de, kalbi daha henüz atma
esnasında, uzvunu alıp başkasına nakil
etmek caiz değildir.
d- Toplumun huzur ve düzeninin
bozulmaması bakımından organ veya dokusu
alınacak kişinin sağlığında, ölmeden
önce buna izin vermiş olması veya
hayatta iken aksine bir beyanı olmamak
şartıyla, yakınlarının rızasının
sağlanması,
e- Alınacak organ veya doku karşılığında
hiçbir şekilde ücret alınmaması,
f- Tedavisi yapılacak hastanın da
kendisine yapılacak bu nakle razı olması
gerekir.
Tarih :
20.03.2007 mutmain Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Musluman olmuş bir kimse,
hristiyan annesinin kardesinin cenaze
torenine gidebilir mi?eger gitmezse
ailesi onla iliskiyi kesecek olsalar
sadece gidip kisaca kalip gelebilir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Gidemez. Tövbe suresinin 84. ayet-i
kerimesi bunu yasaklamaktadır.
O (gayrımüslim)lerden ölen hiçbir
kimseye asla dua etme, cenaze namazını
kılma! (defin veya ziyaret için)
Kabrinin başında da durma! Çünkü onlar
ALLAH’ı ve Resûlünü inkâr ile kâfir
oldular ve onlar fasık (adam) lar olarak
öldüler.
Bu Allah emridir. Darılacak olan ise
bizim gibi bir kuldur. Cenaze bir dini
törendir. Böyle bir kimse, evde veya
başka bir yerde ailesiyle üzüntüsünü
paylaşmalıdır.
Tarih :
19.03.2007 şahsenem Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Abdestsizken tefsire elle
dokunulabilir mi?
——————————————————————————–
Cevap: Abdestsiz iken tefsir ve benzeri
dini kitaplarımız okunabilir ise de,
abdestli okumak adaba daha uygundur.
Tarih : 19.03.2007 Yusuf Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Kefaret oruçu tutarken
rahatsızlanan bir kişi orucunu bozmak
zorunda kalırsa, tuttuğu günler geçersiz
midir?
——————————————————————————–
Cevap: Kefaret orucuna başlamış bir
kimse, özürsüz yere veya yolculuk ve
hastalık gibi nedenlerle bu oruca bir
gün bile ara verse, bu kefaret orucuna
baştan başlaması gerekir. Kadının adet
hali görmesi istisnadır.
Tarih : 19.03.2007 songül Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Kalben öğle namazına duran bir
kişi dil ile herhangi bir namaza
niyetlense ve namazın içindeyken bunu
farketse, namazı bozması mı gerekir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Hayır, namazını bozması gerekmez. Çünkü
kalben niyetlendiği namaz ile vaktin
namazı aynıdır. Niyetin asıl yeri
kalptir. Dil ile bunun söylenmesi ise
şart değil, bir müstehaptır. Kişi hangi
vaktin namazını kıldığını bildiği
sürece, diliyle farklı bir vaktin
namazını seslendirse de namazı sahihtir.
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 20.03.2007
hakan52 Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Ben on milyar değerinde araba
aldım yarısını peşin yarısını taksit
yaptım. iki milyar vade farkı koydu. bu
haram mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Dinimiz ister peşin olsun, ister vadeli
olsun, alışverişi mubah kıl-mıştır. Vade
ve taksitlerin, sonunda anlaşmazlığa
çıkmayacak şekilde ke-sinlikle
belirlenerek yapılan veresiye (vadeli)
satışlar caizdir.
Vade farkının alınması meselesine
gelince:
Peşin fiyata oranla sırf ödemenin geç
yapılması nedeniyle bir farkın alınması,
sıkışık durumdaki alıcıyı istismar
edilmesinden korumak ve ge-reksiz fiyat
artışları ile enflasyonun yükselmesini
önlemek için hoş karşı-lanmamaktadır.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz “ Bir
satış içinde iki satış yapmayı
yasaklamıştır.” Bu hadis- i şerif ne
manaya gelmektedir?
Birçok fukaha bu hadis-i şerifi;
satıcının, “peşin alırsan şu kadar,
veresiye alırsan şu kadar” demesidir
manasını vererek açıklamıştır.
Bu mesele ana fıkıh kitaplarımızdan
Mebsut’ta söyle açıklanır: “Satıcı, şu
vadeye kadar şu fiyata, peşin olursa şu
fiyata veya bir ay vadede şu fiyat, üç
ay vadede şu fiyat derse, bu satış,
fasiddir, geçerli olmaz. Çünkü alışveriş
belli bir fiyat karşılığında
yapılmamıştır. …Peşin şu fiyata,
veresiye şu fiyata diyerek satış yapmak
caiz değil-dir.”
Bu şekilde bir satışın caiz olmamasının
nedenleri olarak; satıcı ile alıcının
belli bir fiyattan anlaşmadan alışveriş
yerinden ayrılmaları sebe-biyle satış
bedelinin meçhul olup satış akdinin
fasid olması ve sırf vade, zaman
nedeniyle bir farkın açıkça istenmesi
gösterilmektedir. Mal aynı mal ve aynı
satıcının elindedir. Demek ki fark,
sadece ödemenin gecik-mesinden dolayı
istenmektedir. Faizin bulunabilmesi için
şart olan cins birliğini ve miktar
fazlalığını bu vade farkında görebilmek
mümkün ol-duğundan, vade farkı faiz
şüphesinden uzak değildir. Biz açıkça
faiz ol-duğu bilinen şeylerden
kaçınmamız gerektiği gibi, faiz şüphesi
bulunan muamelelerden de uzak
durmalıyız.
Peki, çare nedir? Satıcı ve alıcının
zarar görmeden, ekonomik kayba uğramadan
nasıl bir işlem yapılmalıdır?
Satıcı peşin şu kadar, vadeli şu kadar
diyerek iki fiyat söylemeden, alıcının
durumuna göre peşin veya vadeli fiyatı
söylemelidir. Peşin satış-larda kar
eklemek meşru olduğu gibi, vadeli
satışlarda da kar eklemek meşrudur.
Çünkü vadeli satışta para belli bir süre
ticarette kullanılamaya-cağı ve zaman
içinde mala gelecek zamlardan
etkilenmemek için kar oranı yüksek
tutulabilir. Mesela bir mala satışta
peşin yüzde 20 kar ekle-yen, vadeli
fiyata yüzde 40 ekleyebilir. Ayrıca
satıcının alacağı tahsil et-mede ve
muhasebe işlemlerinde belli bir masrafı
oluyorsa, bu masrafı fi-yata
ekleyebilir. Böylece tek fiyat
söylenmelidir. Alıcı da pazarlık
yap-malıdır. Bu şekilde mal tek fiyatla
satışa sunulmuş olur. Pazarlık
yapıla-rak belirli bir mal ve miktarı
belli bir fiyat üzerinde bağlanınca akit
ta-mamlanmış olur.
Veresiye fakat peşine yakın bir fiyata
satış yapan satıcının sürüm-den
kazanacağını ve en önemlisi alıcısına
kolaylık gösterdiği için karz-ı hasen
sevabını kazanacağını unutmamalıyız.
Tarih :
20.03.2007 MPOLAT Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Evlilik niyeti ile biriktirdiğim
7 milyar param var. Çevremde komşular ve
arkadaşlar bana evlenebilmem için kız
bakıyorlar. Her an bulunup , her an bir
evlilik olabilir,bu nedenle hac zamanı
geldiğinde bu para ile hacca’mı gitmem
gerekiyor? bu paranın her sene zekatını
veriyorum ama hac konusunda emin
değilim.
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Bu para ile bir yatırımda bulunmanız
gerekmektedir.
Aksi takdirde bu para memleketimizde
hacca gidilme döneminde sizin
tasarrufunuzda olursa, size hac farz
olmaktadır.
Tarih : 20.03.2007 MPOLAT Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Eniştem bankadan kredi çekerek
araba almak istiyor bende ona bankadan
kredi çekmemesini bu sistemin faiz
olduğu ve fazla para ödeyeceğini
söyledim, o zaman vadeli satışta faiz
olmuyor mu dedi. Mesela 100 YLT’lik bir
malı 6-8 veya 12′ay vade ile 150 YTL’ye
satan bir mağaza ve herhangi bir iş yeri
bu uygulama ile aldığı 50 YTL için faiz
mi istemiş olur yani vadeli satış caiz
midir?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Dinimiz ister peşin olsun, ister vadeli
olsun, alışverişi mubah kılmıştır. Vade
ve taksitlerin, sonunda anlaşmazlığa
çıkmayacak şekilde kesinlikle
belirlenerek yapılan veresiye (vadeli)
satışlar caizdir.
Vade farkının alınması meselesine
gelince:
Peşin fiyata oranla sırf ödemenin geç
yapılması nedeniyle bir farkın alınması,
sıkışık durumdaki alıcıyı istismar
edilmesinden korumak ve ge-reksiz fiyat
artışları ile enflasyonun yükselmesini
önlemek için hoş karşı-lanmamaktadır.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz “ Bir
satış içinde iki satış yapmayı
yasaklamıştır.” Bu hadis- i şerif ne
manaya gelmektedir?
Birçok fukaha bu hadis-i şerifi;
satıcının, “peşin alırsan şu kadar,
veresiye alırsan şu kadar” demesidir
manasını vererek açıklamıştır.
Bu mesele ana fıkıh kitaplarımızdan
Mebsut’ta söyle açıklanır: “Satıcı, şu
vadeye kadar şu fiyata, peşin olursa şu
fiyata veya bir ay vadede şu fiyat, üç
ay vadede şu fiyat derse, bu satış,
fasiddir, geçerli olmaz. Çünkü alışveriş
belli bir fiyat karşılığında
yapılmamıştır. …Peşin şu fiyata,
veresiye şu fiyata diyerek satış yapmak
caiz değil-dir.”
Bu şekilde bir satışın caiz olmamasının
nedenleri olarak; satıcı ile alıcının
belli bir fiyattan anlaşmadan alışveriş
yerinden ayrılmaları sebe-biyle satış
bedelinin meçhul olup satış akdinin
fasid olması ve sırf vade, zaman
nedeniyle bir farkın açıkça istenmesi
gösterilmektedir. Mal aynı mal ve aynı
satıcının elindedir. Demek ki fark,
sadece ödemenin gecik-mesinden dolayı
istenmektedir. Faizin bulunabilmesi için
şart olan cins birliğini ve miktar
fazlalığını bu vade farkında görebilmek
mümkün ol-duğundan, vade farkı faiz
şüphesinden uzak değildir. Biz açıkça
faiz ol-duğu bilinen şeylerden
kaçınmamız gerektiği gibi, faiz şüphesi
bulunan muamelelerden de uzak
durmalıyız.
Peki, çare nedir? Satıcı ve alıcının
zarar görmeden, ekonomik kayba uğramadan
nasıl bir işlem yapılmalıdır?
Satıcı peşin şu kadar, vadeli şu kadar
diyerek iki fiyat söylemeden, alıcının
durumuna göre peşin veya vadeli fiyatı
söylemelidir. Peşin satış-larda kar
eklemek meşru olduğu gibi, vadeli
satışlarda da kar eklemek meşrudur.
Çünkü vadeli satışta para belli bir süre
ticarette kullanılamaya-cağı ve zaman
içinde mala gelecek zamlardan
etkilenmemek için kar oranı yüksek
tutulabilir. Mesela bir mala satışta
peşin yüzde 20 kar ekle-yen, vadeli
fiyata yüzde 40 ekleyebilir. Ayrıca
satıcının alacağı tahsil et-mede ve
muhasebe işlemlerinde belli bir masrafı
oluyorsa, bu masrafı fi-yata
ekleyebilir. Böylece tek fiyat
söylenmelidir. Alıcı da pazarlık
yap-malıdır. Bu şekilde mal tek fiyatla
satışa sunulmuş olur. Pazarlık
yapıla-rak belirli bir mal ve miktarı
belli bir fiyat üzerinde bağlanınca akit
ta-mamlanmış olur.
Veresiye fakat peşine yakın bir fiyata
satış yapan satıcının sürüm-den
kazanacağını ve en önemlisi alıcısına
kolaylık gösterdiği için karz-ı hasen
sevabını kazanacağını unutmamalıyız.
Tarih :
20.03.2007 eminburak Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Eşimle tanıştığım zaman namazımı
ihmal ediyordum. daha sonra nişanlandık
evliliğe doğru yol alırken Allah C.C’ın
istemesiyle namazıma başladım ve o
günden beri de 1 senedir kılıyorum.
fakat eşim bir türlü namazını kılmıyor
ısrarıma, aldıgım kitap cd lere hadis ve
ayetlere cehennem ve cennet hayatı,
anlattıgım güncel olaylara,
sohbetlerinize sık sık başvurdum… ama
nafile kaldı. şimdi cocugumuz olacak.
eşimden kadın olarak memnunum ama
namazını ve itikadi giyimini bir türlü
rayına oturtamadım. ne önerirsiniz?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Koca olarak eşinizden sorumlusunuz.
Anlattığınıza göre elinizden geleni
yapıyorsunuz. Elbette bu yeterli
olmayabilir. Bu şekilde ikna etmeye
devam edin ve sözünü dinleyecek başka
kimseleri, babasını, ailesini devreye
sokun. Bundan maddi bir kazancınız
olmadığını, Öbür dünyada da beraber
olmayı istediğinizi söyleyerek dini
yaşantıyı kazanmasına gayret edin.
Ve çevre çok önemli… Dini yaşantıya
sahip ailelerle arkadaşlık kurun.
Ödüllendirmeye çalışın. Hediyeler ile
gönlünün kaymasına gayret edin. Elbette
bir ailenin dağılması istenilen bir şey
değildir. Fakat dini yaşantının olmadığı
bir ailede büyüyecek çocukların ne kadar
zor şartlarda yetişeceğini de unutmamak
gerekir.
Tarih : 20.03.2007 MPOLAT Sordu :
——————————————————————————–
Soru : iş yerimizde selamlaşma
“selamunaleykum” şeklinde değil
“günaydın” “tünaydın” şeklinde yapılıyor
ben bu durumdan rahatsız oluyorum fakat
mecbur kaldığım için onlar gibi günaydın
, tünaydın diyorum bundan dolayı vebal
altına girmiş olur muyum? 5 vakit namaz
kıldığımı bilmiyorlar o yüzden gizli
kılıyorum , islama ait bir kelime
kullanamıyorum mecburen bu durumumu
gizliyorum başka iş arıyorum fakat
bulamıyorum bu durumda ne yapmam lazım ,
yaptıkları hiç bir yaşayış islama
uymuyor buna engelde olamadığım için
kalben buğz ediyorum onların yaptığı
yanlışlardan ve günahlardan dolayı işten
atılma endişesi ile onları uyaramadığım
emri bil maruf yapamadığım için sorumlu
olur muyum?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Ne acıklı bir haldir bu halimiz.
Nüfusunun yüzde doksan dokuzu müslüman
olan bir ülkede dinin gerekleri olan
ibadetlerimizi ve davranışlarımızı gizli
gizli yapıyoruz.
Şunu belirtelim ki “iyi günler,
günaydın, merhaba “vs kelimeler ve
ifadeler asla “selamunaleykum”
ifadesinin yerini alamaz. Bu ifadeler
kasıtlı olarak selamlaşmayı engellemek
için kültürümüze kabul ettiirlmeye
çalışılan ifadelerdir.
Böyle bir ortamda imkanlar ölçüsünde
insanlara dini anlatabilmeye gayret
edin. Ve mümkünse daha uygun bir iş
aramanızı tavsiye ederim.
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 20.03.2007
canerzincanlı Sordu :
——————————————————————————–
Soru : galerıden araba alsak arabanın
pesın fıyatı 50 mılyar, 36 taksıt yapsak
60 mılyar oluyor. bu haram mı oluyor?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Dinimiz ister peşin olsun, ister vadeli
olsun, alışverişi mubah kıl-mıştır. Vade
ve taksitlerin, sonunda anlaşmazlığa
çıkmayacak şekilde ke-sinlikle
belirlenerek yapılan veresiye (vadeli)
satışlar caizdir.
Vade farkının alınması meselesine
gelince:
Peşin fiyata oranla sırf ödemenin geç
yapılması nedeniyle bir farkın alınması,
sıkışık durumdaki alıcıyı istismar
edilmesinden korumak ve ge-reksiz fiyat
artışları ile enflasyonun yükselmesini
önlemek için hoş karşı-lanmamaktadır.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz “ Bir
satış içinde iki satış yapmayı
yasaklamıştır.” Bu hadis- i şerif ne
manaya gelmektedir?
Birçok fukaha bu hadis-i şerifi;
satıcının, “peşin alırsan şu kadar,
veresiye alırsan şu kadar” demesidir
manasını vererek açıklamıştır.
Bu mesele ana fıkıh kitaplarımızdan
Mebsut’ta söyle açıklanır: “Satıcı, şu
vadeye kadar şu fiyata, peşin olursa şu
fiyata veya bir ay vadede şu fiyat, üç
ay vadede şu fiyat derse, bu satış,
fasiddir, geçerli olmaz. Çünkü alışveriş
belli bir fiyat karşılığında
yapılmamıştır. …Peşin şu fiyata,
veresiye şu fiyata diyerek satış yapmak
caiz değil-dir.”
Bu şekilde bir satışın caiz olmamasının
nedenleri olarak; satıcı ile alıcının
belli bir fiyattan anlaşmadan alışveriş
yerinden ayrılmaları sebe-biyle satış
bedelinin meçhul olup satış akdinin
fasid olması ve sırf vade, zaman
nedeniyle bir farkın açıkça istenmesi
gösterilmektedir. Mal aynı mal ve aynı
satıcının elindedir. Demek ki fark,
sadece ödemenin gecik-mesinden dolayı
istenmektedir. Faizin bulunabilmesi için
şart olan cins birliğini ve miktar
fazlalığını bu vade farkında görebilmek
mümkün ol-duğundan, vade farkı faiz
şüphesinden uzak değildir. Biz açıkça
faiz ol-duğu bilinen şeylerden
kaçınmamız gerektiği gibi, faiz şüphesi
bulunan muamelelerden de uzak
durmalıyız.
Peki, çare nedir? Satıcı ve alıcının
zarar görmeden, ekonomik kayba uğramadan
nasıl bir işlem yapılmalıdır?
Satıcı peşin şu kadar, vadeli şu kadar
diyerek iki fiyat söylemeden, alıcının
durumuna göre peşin veya vadeli fiyatı
söylemelidir. Peşin satış-larda kar
eklemek meşru olduğu gibi, vadeli
satışlarda da kar eklemek meşrudur.
Çünkü vadeli satışta para belli bir süre
ticarette kullanılamaya-cağı ve zaman
içinde mala gelecek zamlardan
etkilenmemek için kar oranı yüksek
tutulabilir. Mesela bir mala satışta
peşin yüzde 20 kar ekle-yen, vadeli
fiyata yüzde 40 ekleyebilir. Ayrıca
satıcının alacağı tahsil et-mede ve
muhasebe işlemlerinde belli bir masrafı
oluyorsa, bu masrafı fi-yata
ekleyebilir. Böylece tek fiyat
söylenmelidir. Alıcı da pazarlık
yap-malıdır. Bu şekilde mal tek fiyatla
satışa sunulmuş olur. Pazarlık
yapıla-rak belirli bir mal ve miktarı
belli bir fiyat üzerinde bağlanınca akit
ta-mamlanmış olur.
Veresiye fakat peşine yakın bir fiyata
satış yapan satıcının sürüm-den
kazanacağını ve en önemlisi alıcısına
kolaylık gösterdiği için karz-ı hasen
sevabını kazanacağını unutmamalıyız.
Posted in
Tereke.org
|
Mart 25, 2007
Tarih : 19.03.2007
Yusuf Sordu :
——————————————————————————–
Soru : Günlük ibadet ve zikirlerimizin
başlangıç ve bitiş zamanları var mıdır?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Farz ve sünnet namazlar belirlenmiş
vakitleri içinde kılınır. Sabah namazı
ve evvabin namazı gibi…
Diğer ibadet ve dualar ise her zaman
yapılabilir.
——————————————————————————–
Tarih : 19.03.2007 MPOLAT Sordu :
Soru : Günümüzde açıkça dini inkar
ederek yaşayan ve dinimize saldıran
kişiler öldüklerinde cenaze namazları
kılınıyor? Bu caiz midir? Bunu mecburen
yapan imamın durumu nedir? Kıldırmasa
daha doğru olmaz mı?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Gayrimüslim olarak yaşadığı ve bu
şekilde öldüğü bilinen kimselerin cenaze
namazı kılınmaz. Tövbe suresi 84. ayeti
kerimesi bunu yasaklamaktadır.
——————————————————————————–
Tarih : 19.03.2007 MPOLAT Sordu :
Soru : Bazı insanlar yarattım kelimesini
kullanıyorlar. Bunu bilerek veya
bilmeyerek kullanmanın hükmü nedir?
İnsanları nasıl ikaz edebiliriz?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Yaratmak Allah’a mahsustur. Bu manada
kullanmak kesinlikle doğru değildir.
Bunun yerine aynı manayı ifade eden
başka kelimeleri tercih etmek gerekir.
Yaratmak kelimesini kullananları ikaz
edelim. Bunun yanlış bir kullanım
olduğunu, bunun yerine diğer eş anlamlı
kelimeleri kullanmamız gerektiğini ifade
edelim. Eğer sadece basit bir kelime
olduğunu söyler iseler, öyleyse neden
aynı manayı ifade eden diğer kelimeleri
kullanmadıklarını belirtelim.
——————————————————————————–
Tarih : 19.03.2007 hakan52 Sordu :
Soru : Namazın peşine yapılan
tokalaşmanın bidat olduğunu duydum.
Doğru mudur?
——————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Musafaha her karşılaşma anında
sünnettir. Bu bakımdan namazlardan sonra
da musafaha yapılabilir. Fakat
namazlardan sonra musafaha yapmanın
sünnet olduğuna inanmak bidattir.
| | |