İSLAM REHBERİ
Ali Kuşçu (asıl adıyla Alâeddîn Ali b. Muhammed), 15. yüzyıl İslam medeniyetinin ve Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük astronom, matematikçi ve dil bilimcidir. Semerkand Gökbilim Okulu'nun birikimini Osmanlı topraklarına taşıyarak İstanbul'un bir bilim merkezine dönüşmesini sağlayan anıtsal bir şahsiyettir. Uluğ Bey'in kurduğu meşhur rasathanenin müdürlüğünü yapmış, daha sonra Fatih Sultan Mehmet Han'ın davetiyle geldiği İstanbul'da medrese müfredatlarını yeniden düzenleyerek Osmanlı pozitif bilim geleneğinin temellerini atmıştır. Ay'ın ilk haritalarını çizen dehalardan biri olup, bugün Ay'daki bir kritere ismi verilen tek Türk-İslam alimidir.
1403 (Hicri 805) yılı civarında, dönemin Timur İmparatorluğu'nun başkenti ve parıldayan ilim merkezi olan Semerkand'da dünyaya gelmiştir. Babası Muhammed Bey, Timur İmparatoru ve büyük astronom Uluğ Bey'in "doğancıbaşısı" (kuşçubaşısı) idi. Ailesinin bu görevinden ötürü kendisi de küçük yaşlardan itibaren "Kuşçu" lakabıyla tanınmış ve bilim tarihinde bu isimle ölümsüzleşmiştir. Uluğ Bey'in sarayında ve himayesinde büyüyen Ali, ilk eğitimini Semerkand'da aldıktan sonra gizlice İran'ın Kirman şehrine giderek oradaki büyük hocalardan matematik ve astronomi dersleri almıştır. Semerkand'a döndüğünde Uluğ Bey'e Kirman'da yazdığı "Ay'ın Safhaları" adlı risalesini sunmuş ve hocasının muazzam takdirini kazanmıştır.
Uluğ Bey'in Kadızâde-i Rûmî ve Gıyaseddin Cemşid el-Kâşî gibi devrin en büyük bilim insanlarıyla birlikte kurduğu **Semerkand Rasathanesi'nin** başına, hocalarının vefatı üzerine genç yaşta Ali Kuşçu getirilmiştir. Burada Türk-İslam gökbilim tarihinin en önemli eseri olan "Zîc-i Uluğ Bey"in (Yıldız Haritası Kataloğu) tamamlanmasında başrolü oynamıştır. Ancak koruyucusu ve hocası Uluğ Bey, trajik bir siyasi suikast sonucu şehit edilince, Semerkand'daki ilmi huzur ortamı bozulmuştur. Ali Kuşçu, hem hocasının mukaddes mirasını korumak hem de güvenli bir ilim limanı bulmak amacıyla ailesi ve el yazması kitaplarıyla birlikte hac bahanesiyle Tebriz'e göç etmiştir. Burada Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'dan büyük bir hürmet görmüştür.
Akkoyunlu ve Osmanlı devletleri arasındaki barışı sağlamak amacıyla Uzun Hasan tarafından Fatih Sultan Mehmet Han'a elçi olarak gönderilmesi, onun hayatındaki ve Osmanlı bilim tarihindeki en büyük dönüm noktası olmuştur. Fatih, Ali Kuşçu'nun derin ilmine ve zekasına hayran kalarak kendisinden İstanbul'da kalmasını istemiştir. Ali Kuşçu, elçilik görevini hakkıyla tamamladıktan sonra İstanbul'a döneceğine söz vermiş ve sözünü tutmuştur. 1472 yılında İstanbul'a doğru yola çıktığında, Fatih Sultan Mehmet onun için sınırlarda karşılama törenleri düzenletmiş, geçeceği her menzil için kendisine muazzam maaşlar tahsis etmiştir. İstanbul'a gelişiyle birlikte Ayasofya Medresesi'nin başmüderrisliğine (rektörlüğüne) getirilmiş ve burada sabahlara kadar süren astronomi ve matematik dersleri vermiştir. Sadece iki yıl süren bu verimli dönemin ardından, 16 Aralık 1474 tarihinde İstanbul'da vefat etmiş ve Eyüpsultan Camii haziresine defnedilmiştir.
Ali Kuşçu'nun dünya bilim tarihine ve Osmanlı medeniyetine yaptığı en büyük hizmet, pozitif bilimler ile dini ilimlerin medreselerde bir arada, birbirini dışlamadan okutulmasını sağlamasıdır. Onun döneminde Ayasofya ve Sahn-ı Seman medreselerinde matematik, geometri ve astronomi dersleri zorunlu hale getirilmiştir. Yer kürenin eksenindeki eğikliği (ekliptik eğimi) 23 derece 30 dakika 17 saniye olarak hesaplamıştır ki bu değer, modern astronomi ölçümlerine (23 derece 27 dakika) mucizevi derecede yakındır. Ayrıca Güneş saatleri tasarlamış, İstanbul'un enlem ve boylamını kesin olarak saptamıştır.
Matematik, astronomi, dil bilgisi ve felsefe dallarında 30'a yakın eseri bulunan büyük dâhinin en meşhur şaheserleri şunlardır: