İSLAM REHBERİ
İbn Haldun (asıl adıyla Ebû Zeyd Velîyüddîn Abdürrahmân b. Muhammed b. Hâldûn el-Hadramî), İslam dünyasının ve dünya tarihinin yetiştirdiği en büyük mütefekkir, devlet adamı, sosyolog ve tarihçidir. Bugün modern batı dünyasının dahi sosyolojinin, demografinin, iktisadın ve tarih felsefesinin kurucusu olarak kabul ettiği eşsiz bir dâhidir. Toplumların yapısını, devletlerin doğuşunu, yükselişini ve çöküşünü bilimsel kurallara bağlayarak **"İlm-i Umran"** (toplum bilimi) adını verdiği yepyeni bir disiplin kurmuştur. Başyapıtı olan Mukaddime, insanlık tarihinin en önemli fikir anıtlarından biridir.
1332 (Hicri 732) yılında Tunus'ta dünyaya gelmiştir. Soyu Yemen'in Hadramevt bölgesine ve oradan köklü bir Arap kabilesi olan Vailoğulları'na dayanır. Endülüs'ün fethiyle birlikte İspanya'nın Sevilla (İşbiliye) şehrine yerleşen ve burada devletin en üst kademelerinde görev alan "Beni Haldun" ailesi, Endülüs'teki siyasi çalkantılar nedeniyle daha sonra Kuzey Afrika'ya göç etmiştir. Böylesine asil, ilmi ve siyasi nüfuz sahibi bir ailede büyüyen Abdürrahman, küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş; babasından ve dönemin Tunus'taki en seçkin hocalarından kıraat, hadis, fıkıh (Maliki fıkhı), kelam, mantık, matematik ve felsefe dersleri almıştır.
On yedi yaşındayken Kuzey Afrika'yı kasıp kavuran büyük veba salgınında anne ve babasını kaybetmesi, hayatında derin bir iz bırakmıştır. 20'li yaşlarından itibaren Tunus, Fas (Fes), Cezayir ve Endülüs (Gırnata) saraylarında kâtiplik, vezirlik, diplomatlık ve hükümdar danışmanlığı gibi çok kritik siyasi görevlerde bulunmuştur. Siyasetin tam merkezinde yer aldığı bu çalkantılı yıllarda devletlerin iç saray entrikalarına, kabile savaşlarına, iktidar değişimlerine ve toplumsal kırılmalara bizzat şahit olmuştur. Siyasi mücadeleleri sebebiyle zaman zaman zindanlara atılmış, bazen de hükümdarlar tarafından sürgüne gönderilmiştir. Endülüs'teki Gırnata emirliği adına Kastilya Kralı Zalim Pedro'ya elçi olarak gönderilmiş ve kralı kendine hayran bırakmıştır.
Siyasetin kaygan zemininden ve entrikalarından yorulan İbn Haldun, 1375 yılında Cezayir'de bulunan "Kal'atü İbni Selâme" adlı kaleye sığınarak inzivaya çekilmiştir. Yaklaşık dört yıl süren bu sakin ve derin tefekkür döneminde, hayatı boyunca edindiği tüm siyasi tecrübeleri, gözlemleri ve ilmi birikimi harmanlayarak dünyaca ünlü yedi ciltlik tarih kitabını ve bu kitabın giriş kısmı olan muazzam eseri **Mukaddime**'yi kaleme almıştır. Ömrünün son çeyreğini Mısır'da geçiren büyük alim, Kahire'de Ezher Camii'nde müderrislik yapmış ve defalarca Maliki başkadılığı (başhakimlik) makamına getirilmiştir. Timur'un Şam'ı kuşatması sırasında Şam kalesine giderek dünya tarihinin en sıra dışı diplomatik görüşmelerinden birini Timur ile gerçekleştirmiş ve zekasıyla onu etkilemiştir. 1406 (Hicri 808) yılında Kahire'de vefat etmiş ve Sufiyye Mezarlığı'na defnedilmiştir.
İbn Haldun'un insanlık tarihine ve İslam düşüncesine yaptığı en büyük hizmet, tarihi "kuru bir hikaye anlatıcılığı ve kronoloji" olmaktan çıkarıp, bilimsel ve neden-sonuç ilişkisine dayanan bir felsefe haline getirmesidir. Toplumları "Bedevi" (göçebe) ve "Hazari" (yerleşik) olarak ikiye ayırmış, devletleri ayakta tutan ve onları yıkan temel dinamiğin **Asabiyet** (kabile bağı, toplumsal dayanışma ruhu) olduğunu savunmuştur. Devletlerin de tıpkı insanlar gibi doğduğunu, büyüdüğünü, yaşlandığını ve öldüğünü (beş aşamalı devlet teorisi) ortaya koyarak tarihsel determinizmin temellerini atmıştır.
Doğu ve Batı ilim dünyasında çığır açan en meşhur eserleri şunlardır: