Logo İSLAM REHBERİ

İmam Mâtürîdî (Ebû Mansûr el-Mâtürîdî)

İmam Mâtürîdî (asıl adıyla Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî), İslam dünyasında Ehl-i Sünnet akidesinin ve kelâm ilminin en büyük iki kurucu otoritesinden biridir. Hanefî mezhebinin fıkhi çizgisine paralel olarak inanç esaslarını sistemleştirmiş ve dünya genelindeki milyonlarca Müslümanın bağlı olduğu Mâtürîdîlik mezhebinin önderi olmuştur. Akıl ile nakil (vahy) arasında kurduğu muazzam denge, İslam dünyasını köhne felsefi akımlardan ve aşırılıklardan korumuş, kendisine "İmâmü'l-Hüdâ" (Hidayet Önderi) unvanını kazandırmıştır.

REKLAM ALANI

Hayatı

852 (Hicri 238) yılı civarında, günümüzde Özbekistan sınırları içinde yer alan, dönemin ise Türk-İslam medeniyetinin ve Maveraünnehir bölgesinin en parlak ilim merkezlerinden biri olan Semerkant’ın Mâtürîd kasabasında dünyaya gelmiştir. Soyunun meşhur sahabî Ebû Eyyûb el-Ensârî’ye dayandığı rivayet edilir. Erken yaşlardan itibaren Semerkant’ta çok sıkı bir medrese eğitimi görmüş, özellikle İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin fıkhi ve itikadi mirasını kesintisiz bir silsileyle aktaran büyük hocalardan ders almıştır. En önemli hocaları arasında Ebû Bekir el-Cüzcânî ve Ebû Nasr el-İyâzî gibi dönemin Semerkant fıkıh okulunun dehaları yer alır.

İmam Mâtürîdî'nin yaşadığı dönem, İslam coğrafyasında Abbâsî hilafetinin merkezi otoritesinin zayıfladığı ve Maveraünnehir’de Sâmânîler devletinin hüküm sürdüğü bir zamandır. Bu dönem, siyasi olarak nispeten bağımsız ama fikri ve itikadi olarak tam bir kaos ortamıydı. Mu'tezile, Mücessime, Müşebbihe gibi bid'atçı akımların yanında Mecusilik, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi inançların felsefi ve teorik saldırıları Semerkant ve çevresinde yoğun olarak hissediliyordu. İşte bu zorlu iklimde İmam Mâtürîdî, ömrünü tamamen İslam inanç esaslarını akli delillerle savunmaya ve berraklaştırmaya adamıştır. Siyasi çekişmelerden ve saray hayatından tamamen uzak, son derece mütevazı ve zühd dolu bir ömür sürmüştür.

Onun metodolojisi, taklitçi ve kuru bir ezberciliğe karşı çıkan, insanın en büyük manevi melekesi olan "akıl" nimetini vahyin anlaşılmasında rehber edinen devrimsel bir niteliğe sahipti. İmam Mâtürîdî, "Allah bilinmeden önce de akıl vardı, dolayısıyla insan hiçbir vahy ulaşmasa bile aklıyla Allah'ın varlığını bulmakla mükelleftir" diyerek insan iradesine ve aklına hak ettiği değeri vermiştir. Kurduğu bu güçlü ve sarsılmaz akli savunma kalkanı sayesinde Maveraünnehir ve Türkistan coğrafyası yüzyıllar boyunca fikri tahrifattan korunmuştur. Hayatı boyunca sayısız talebe yetiştiren ve İslam'ın doğru anlaşılması için gece gündüz kalem oynatan büyük kelam dehası, 944 (Hicri 333) yılında doğduğu yer olan Semerkant’ta vefat etmiş ve oradaki Çâkerdîze Mezarlığı’na defnedilmiştir.

REKLAM ALANI

Eserleri ve Hizmetleri

İmam Mâtürîdî’nin İslam düşünce tarihine yaptığı en büyük hizmet, Ehl-i Sünnet inancını hem tefsir hem de kelâm boyutunda tam manasıyla sistemleştirmesidir. O, kader ve irade meselesinde "Küllî İrade" ve "Cüz'î İrade" kavramlarını netleştirerek insanın fiillerinden tamamen sorumlu olduğunu (Kesb teorisi) savunmuş; ne insanı tamamen rüzgardaki bir yaprak gibi gören Cebriyye'ye ne de kulun kendi kaderini tamamen Allah'tan bağımsız yarattığını iddia eden Mu'tezile'ye geçit vermiştir.

İslam dünyasında çığır açan ve günümüzde de akademik dünyada başucu kaynağı olan en meşhur eserleri şunlardır: