İSLAM REHBERİ
İmam Nevevî (asıl adıyla Muhyiddin Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref el-Hizâmî en-Nevevî), İslam dünyasının en çok okunan, eserleri evlerin başköşesinde yer alan muazzam bir hadis alimi ve Şâfiî mezhebinin kurucu düzeyindeki en büyük fakihlerinden biridir. Ömrünü sünnet-i seniyyeyi şerh etmeye ve Müslümanların günlük hayatını tanzim edecek ahlak kaynakları üretmeye adamıştır. Dini ihya eden ve canlandıran mübarek hizmetleri sebebiyle kendisine **"Muhyiddin"** (Dini canlandıran) unvanı verilmiştir.
1233 (Hicri 631) yılında, Suriye'nin güneyinde yer alan Havran bölgesinin Nevâ kasabasında dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren akranlarından çok farklı bir karaktere sahipti; sokakta oynamayı reddeder, vaktini tamamen Kur'an ezberlemekle ve ilmi risaleleri okumakla geçirirdi. Hatta arkadaşları onu zorla oyuna ittiklerinde ağlayarak kaçtığı rivayet edilir. Onun bu üstün ahlakını ve içindeki ilim cevherini fark eden Şeyh Yâsîn b. Yûsuf, babasına "Bu çocuğa sahip çıkın, o geleceğin en büyük alimlerinden biri olacak" tavsiyesinde bulunmuştur. Bunun üzerine babası, oğlunun daha iyi bir eğitim alması için 1251 yılında onu dönemin en parlak ilim merkezlerinden biri olan Şam'a (Dımaşk) götürmüştür.
Şam'da Revâhiyye Medresesi'ne yerleşen genç Yahyâ, burada kelimenin tam anlamıyla yemeden, içmeden ve uyumadan sürecek destansı bir ilim maratonuna başlamıştır. İlk iki yıl boyunca vücudunu yatağa koyup uyumadığı, ders çalışırken masanın üzerinde uyuya kaldığı söylenir. Günde hocalarından kesintisiz 12 farklı ders (hadis, fıkıh, lügat, usul, mantık vb.) alırdı. Kısa sürede Şam'daki tüm alimlerin takdirini kazandı. Dönemin en büyük hadis otoritesi olan İbnü's-Salâh'ın ekolünden gelen hocalardan ders alarak hadis ilminde zirveye ulaştı. Şâfiî fıkhında ise mezhebin kurallarını, fetva usullerini ve inceliklerini en ince detayına kadar hıfsetti. 1267 yılında Şam'ın en prestijli ilim kürsüsü olan Dârü'l-Hadîsi'l-Eşrefiyye'nin başmüderrisliğine getirildi ve vefatına kadar bu kutsal görevi yürüttü.
İmam Nevevî, sadece kitaplar arasında yaşayan bir alim değil, aynı zamanda toplumun sinesinde hakkı haykıran korkusuz bir mücahiddi. Dönemin güçlü Memlük Sultanı Melik ez-Zâhir Baybars, Moğol istilasına karşı ordunun masraflarını karşılamak üzere halktan zorla ek vergi almak istediğinde ve fetva vermeleri için alimleri topladığında, İmam Nevevî sultanın karşısına dikilmiştir. Sultanın hazinesindeki saray kadınlarının ziynetlerini ve kölelerin altın kemerlerini satmadan halka yük olamayacağını açıkça söylemiş, sultanın tehditlerine zerre boyun eğmemiştir. Sultan, öfkesiyle onu Şam'dan sürgün etmiştir. Hayatı boyunca hiç evlenmemiş, dünyalık hiçbir mal mülk edinmemiş, medreseden aldığı maaşı dahi talebelere ve kitaplara harcamıştır. Bereketli, takva ve zühd dolu 45 yıllık kısa ama asırlara bedel ömrü, 1277 (Hicri 676) yılında doğduğu yer olan Nevâ kasabasında nihayete ermiştir.
İmam Nevevî’nin İslam medeniyetine ve Müslümanların ameli hayatına yaptığı en büyük hizmet, her seviyeden insanın anlayabileceği, bid'atlerden arındırılmış, tamamen ihlas ve sünnet temelli bir kaynak kütüphanesi oluşturmasıdır. Şâfiî mezhebinde fıkhi görüşlerin rafine edilmesinde, "en sahih ve fetvaya en uygun" olanların belirlenmesinde (Râfiî ile birlikte) mezhebin iki büyük sütunundan biri kabul edilir.
Tüm dünyada milyonlarca Müslümanın başucu kaynağı olan en meşhur şaheserleri şunlardır: