İSLAM REHBERİ
Hz. Davud (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de adı sıklıkla zikredilen, kendisine dört büyük ilahi kitaptan biri olan Zebur indirilen, hem peygamberlik hem de hükümdarlık (mülk) makamını şahsında birleştiren mübarek bir ulu elçidir. İsrailoğullarının soyundan gelen Hz. Davud, adil yönetimi, dağları ve kuşları vecde getiren muazzam sesi, demiri hamur gibi şekillendiren el emeği ve Allah'a olan derin kulluk iştiyakıyla bilinir. O, hem adil bir devlet başkanı hem de ibadete aşık nurlu bir peygamber modelidir.
Hz. Davud (A.S.), Kudüs (Filistin) topraklarında dünyaya geldi. Soyu, Hz. Yakub'un oğlu Yehuda kanalıyla Hz. İbrahim'e (A.S.) dayanır. Gençlik yıllarında İsrailoğulları, dönemin zalim ve devasa hükümdarı Calut (Golyat) ve ordusunun ağır baskısı altında inliyordu. Allah Teâlâ, İsrailoğullarına Talut adında salih bir komutanı hükümdar olarak tayin etti. Talut'un ordusuna genç bir asker olarak katılan Hz. Davud, orduların karşı karşıya geldiği o dehşetli günde, hiç kimsenin karşısına çıkmaya cesaret edemediği devasa zırhlı zalim Calut'u, elindeki sapanı ve bir kaç taşıyla alnından vurarak yere serdi ve öldürdü. Bu kahramanlık, savaşın seyrini değiştirdi ve mazlumların zaferini ilan etti.
Calut'un öldürülmesinin ardından halkın sevgisini kazanan Hz. Davud, Talut'un vefatından sonra İsrailoğullarının hem hükümdarı hem de Allah'ın vahyi ile peygamberi oldu. Allah ona geniş bir mülk, askeri güç ve sarsılmaz bir iktidar lütfetti. Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği üzere onun hükümdarlığı adalet esasına dayanıyordu. Devlet işlerini yürütürken kimsenin hakkını yemez, geceleri tebaasının durumunu tebdil-i kıyafetle kontrol ederdi. O kadar büyük bir saltanata sahip olmasına rağmen, devlet bütçesinden (beytülmalden) tek bir kuruş bile almaz; el emeğiyle, yaptığı zırhları satarak geçimini sağlardı.
Hz. Davud, ibadete son derece düşkündü. Gecenin bir kısmını uyur, büyük bir kısmını ise namaz, zikir ve gözyaşlarıyla geçirirdi. Gün aşırı oruç tutardı ki bu oruç ahlakı İslam literatürüne "Davud Orucu" olarak geçmiştir ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) tarafından en faziletli nafile oruç olarak övülmüştür. Kendisine indirilen şiirsel ve hikmet dolu ilahi kitap olan Zebur'u okumaya başladığında, sesinin benzersiz güzelliği ve nurlu yankısı sebebiyle doğadaki kuşlar havada süzülerek durur, dağlar onunla birlikte Allah'ı tesbih ederdi.
Hayatının son dönemine kadar adaletle hükmeden Hz. Davud, devletinin sınırlarını genişleterek Kudüs'ü tam anlamıyla bir tevhid merkezi haline getirdi. Mescid-i Aksa'nın (Beytü'l-Makdis) inşasını başlattı ancak ömrü tamamlamaya vefa etmedi. Vefat vakti geldiğinde, yerine kendisi gibi ilim, hikmet ve saltanat mirasçısı olan oğlu Hz. Süleyman'ı (A.S.) halef bıraktı. Yaklaşık kırk yıl süren adil hükümdarlığının ardından Kudüs'te vefat etti ve bugün Sion Tepesi olarak bilinen mevkideki Davud Peygamber Kabri'ne defnedildi. Onun kurduğu bu adil düzen, oğluyla birlikte altın çağını yaşayacaktır.
Hz. Davud'un (A.S.) aile hayatı, saray düzeni ve kendisinden sonra hem peygamberlik hem de krallık mirasını devralan nurlu nesli kaynaklarda şu şekilde yer almaktadır:
Hz. Davud (A.S.), hem askeri bir dahi, hem adil bir kral, hem de yüksek bir veli peygamber olarak şu kesin mucizeler ve ilahi lütuflarla teyit edilmiştir: