İSLAM REHBERİ
Hz. Elyesa (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de adı zikredilen, sabrı, sadakati ve yüksek ahlakıyla övülen mübarek bir İsrailoğulları peygamberidir. En'âm ve Sâd surelerinde ismi geçen, "âlemlere üstün kılındığı" ve "hayırlı kullardan olduğu" açıkça beyan edilen ulu bir elçidir. Hz. İlyas'ın (A.S.) manevi rahle-i tedrisatında yetişmiş, onun dünyadan ayrılmasının ardından kavminin idaresini ve peygamberlik vazifesini devralarak putperestliğe karşı sarsılmaz bir tevhid mücadelesi yürütmüştür.
Hz. Elyesa (A.S.), bugünkü Suriye ve Lübnan bölgelerini kapsayan topraklarda dünyaya gelmiştir. Soy kütüğü tarihi kaynaklarda Uhfub yoluyla Hz. Yusuf'un (A.S.) nesline veya Hz. Harun'un (A.S.) silsilesine dayandırılır. Gençlik yıllarında tıbben çaresi bulunmayan çok ağır bir hastalığa yakalanmıştı. O dönemde zalim hükümdarın baskısından kaçarak dağlarda ve mağaralarda yaşayan Hz. İlyas (A.S.), Elyesa'nın ailesinin bulunduğu eve misafir oldu. Elyesa'nın annesi, Allah'ın elçisinden oğlu için şifa duası etmesini rica etti. Hz. İlyas'ın samimi duaları neticesinde genç Elyesa mucizevi bir şekilde sağlığına ve eski gücüne kavuştu.
Bu muazzam mucizeye şahit olan ve kalbi iman nuruyla dolan Hz. Elyesa, o günden sonra babası gibi gördüğü Hz. İlyas’ın dizinin dibinden ayrılmadı. Onun en sadık talebesi, yardımcısı ve sırdaşı oldu. İsrailoğullarının Baal putuna taparak yoldan çıktığı, peygamberleri sürgün ettiği o zorlu fetret döneminde tebliğ yükünü omuzladı. Hz. İlyas ilahi bir takdirle dünyevi bağlardan sıyrılıp göğe yükseltilince, Allah Teâlâ onun yerine Hz. Elyesa'yı peygamber olarak vazifelendirdi ve tevhidi koruma mirasını ona emanet etti.
Peygamberlik görevini devralan Hz. Elyesa, İsrailoğullarını ısrarla tek bir Allah'a kulluk etmeye, Tevrat'ın emirlerine uymaya ve zulümden vazgeçmeye çağırdı. Karşılaştığı tüm yalanlamalara, alaylara ve baskılara karşı muazzam bir sabır ve metanet gösterdi. Onun döneminde İsrailoğulları arasında taht kavgaları ve siyasi bölünmeler baş göstermişti. Asurlular ve Aramiler gibi dış güçlerin tehditlerine rağmen, toplumu dini ve ahlaki bir arada tutmak için mucizelerle desteklenmiş bir liderlik sergiledi. Onun nurlu daveti sayesinde pek çok insan hidayete erdi ve toplumsal adaletsizlikler kısmen de olsa dizginlendi.
Ömrünü Allah'ın dinini yaymaya ve mazlumları korumaya adayan Hz. Elyesa, vefat vakti yaklaştığında kendisinden sonra tebliğ silsilesini sürdürecek salih bir halef aradı. Kavmini toplayarak, gündüzleri oruç tutacak, geceleri namaz kılacak ve öfkesine hakim olarak insanlar arasında adaletle hükmedecek birini sordu. Bu zorlu şartı kabul eden genç cengaver **Hz. Zülkifl (A.S.)** oldu ve Hz. Elyesa onu kendisine vekil tayin etti. Hz. Elyesa vefat ettikten sonra naaşı, İslam kaynaklarında ve coğrafi rivayetlerde öne çıkan topraklara defnedildi. Türkiye'de Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde bulunan kabri, asırlar boyunca en önemli silsile ziyaretgahlarından biri olmuş ve 1995 yılında baraj suları altında kalma tehlikesine karşı Nebi Harun tepesindeki yeni yerine dini merasimle nakledilmiştir.
Hz. Elyesa'nın (A.S.) hayatı incelendiğinde, tıpkı ustası Hz. İlyas gibi kendisini tamamen ilahi davaya adaması sebebiyle klasik anlamda geniş bir aile kütüğünden ziyade, manevi nesli ve haleflik bağı öne çıkmaktadır. Kendisinden sonra sancağı devralan ve sabrıyla Kur'an'da övülen yardımcısı **Hz. Zülkifl (A.S.)**'dır. Zülkifl (A.S.), onun vasiyetine harfiyen sadık kalarak İsrailoğullarının hem dini hem de dünyevi idaresini üstlenmiş, Hz. Elyesa'nın inanç okulunu başarıyla yaşatmıştır.
Hz. Elyesa (A.S.), siyasi kargaşaların ve inançsızlığın kol gezdiği bir çağda davasını ispat etmek adına şu şanlı mucizeler ve ilahi lütuflarla müjdelenmiştir: