İSLAM REHBERİ
Hz. İbrahim (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de adı en çok zikredilen, kendisine kitap (suhuf) verilen ve "Ülü'l-Azm" olarak adlandırılan en büyük beş peygamberden ikincisidir. Allah Teâlâ tarafından "Halîlullah" (Allah'ın dostu) unvanıyla şereflendirilmiş, tevhid inancının sarsılmaz önderi, putperestliğe karşı tek başına kıyam eden bir ümmet ve Hz. Muhammed (S.A.V.) dahil olmak üzere pek çok peygamberin atası (Ceddü'l-Enbiyâ) olmuştur.
Hz. İbrahim (A.S.), Mezopotamya bölgesinde, Keldanilerin yaşadığı Babil (bugünkü Irak sınırları) topraklarında dünyaya geldi. Babasının (veya onu büyüten amcasının) adı Âzer'di ve o dönemin hükümdarı Nemrud'un sarayında çalışan, halkın tapması için putlar yontan bir zanaatkardı. Babil halkı, yıldızlara, aya, güneşe ve kendi elleriyle yaptıkları tahta ve taştan putlara tapıyordu. Kral Nemrud ise gücünün zirvesindeyken kendisini ilah ilan etmiş, acımasız bir diktatörlük kurmuştu. Hz. İdris ve Hz. Nuh'tan kalan hak dini tamamen unutan bu toplumun içinde doğan Hz. İbrahim, daha çocuk yaşlarındayken tertemiz fıtratı ve aklıyla putların hiçbir gücü olmadığını anladı. Kur'an-ı Kerim'de anlatıldığı üzere gök cisimlerini (yıldız, ay ve güneş) inceleyerek onların batıp gitmesiyle gerçek ilah olamayacaklarını kavradı ve evreni yaratan tek bir Allah'ın varlığına (Haniflik inancına) ulaştı.
Peygamberlik vazifesi verildikten sonra Hz. İbrahim, tebliğine ilk olarak en yakınından, babası Âzer'den başladı. Ona büyük bir saygı ve nezaketle yaklaşarak, "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?" dedi. Ancak babası onu sert bir dille reddetti ve taşlamakla tehdit etti. Bunun üzerine Hz. İbrahim, Babil halkını ve Kral Nemrud'u hak dine davet etti. Halkın putlara taptığı büyük bir bayram gününde, herkes şenlik alanına gittiğinde Hz. İbrahim şehre geri döndü. Eline aldığı bir balta ile puthaneye girdi ve oradaki tüm putları paramparça etti. Sadece en büyük puta dokunmadı ve baltayı onun boynuna astı. Bayram dönüşü tapınaklarını harabe halinde gören halk öfkeyle, "Bunu ilahlarımıza kim yaptı?" diye araştırırken Hz. İbrahim'i yakalayıp sorguladılar. Hz. İbrahim zekice bir duruşla, "Belki de şu büyük put yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun!" diyerek putların acziyetini yüzlerine vurdu. Müşrikler bir anlık mahcubiyet yaşasalar da kibirlerine yenik düşüp onu cezalandırma kararı aldılar.
Zalim hükümdar Nemrud, otoritesini sarsan Hz. İbrahim'in ibret olması için diri diri yakılmasını emretti. Günlerce süren bir hazırlıkla muazzam bir odun yığını toplandı ve yakılan ateşin sıcaklığından yanına yaklaşılamadığı için Hz. İbrahim bir mancınıkla devasa alevlerin tam ortasına fırlatıldı. Mancınıktan atılırken "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) diyerek sarsılmaz teslimiyetini gösterdi. Allah Teâlâ ateşe, "Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol!" buyurdu. Ateş odunları yakmadı, alevlerin içi bir gül bahçesine döndü ve Hz. İbrahim kılına bile zarar gelmeden ateşin içinden yürüyerek çıktı. Bu büyük mucize karşısında Nemrud ve kavmi şaşkına dönse de iman etmediler. Hz. İbrahim, Allah'ın emriyle yanına eşi Hz. Sâre ve yeğeni Hz. Lut'u alarak Babil'den Filistin, Şam ve Mısır bölgelerine hicret etti.
Hz. İbrahim'in hayatı büyük imtihanlarla devam etti. Uzun yıllar çocuğu olmadı. Mısırlı eşi Hz. Hacer'den ilk oğlu Hz. İsmail dünyaya geldiğinde, ilahi bir emirle onları bugünkü Mekke'nin bulunduğu, o dönemde tamamen ıssız, susuz ve bitkisiz olan ekin bitmez bir vadiye bıraktı. Onları Allah'a emanet edip dönerken, Hz. Hacer'in sabrı ve Hz. İsmail'in ayağının dibinden fışkıran Zemzem mucizesi Mekke şehrinin kurulmasını sağladı. Yıllar sonra oğlu İsmail büyüdüğünde, Hz. İbrahim rüyasında onu kurban etmekle imtihan edildi. Baba-oğul bu ağır ilahi emre tam bir teslimiyet gösterdikleri anda, Allah onların sadakatini kabul buyurdu ve katından bir kurbanlık koç indirerek imtihanı sonlandırdı. Daha sonra Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail, yeryüzünde Allah'a ibadet amacıyla inşa edilen ilk mabet olan Kabe'yi ilahi emirle yeniden inşa ettiler. Hz. İbrahim ilerleyen yaşlarında diğer eşi Hz. Sâre'den ikinci oğlu Hz. İshak'ın doğumuyla müjdelendi. Ömrünü tamamen tevhid dinini yaymaya adayan büyük peygamber, yaklaşık 175-200 yıl yaşadıktan sonra vefat etti ve bugün Filistin'in El-Halil şehrinde bulunan Halilürrahman Camii içindeki kabrine defnedildi.
Hz. İbrahim'in (A.S.) İslam kaynaklarında bilinen eşleri ve bu evliliklerinden doğan çocukları şunlardır:
Hz. İbrahim (A.S.), insanlık tarihinin en büyük putperest imparatorluğuna ve zalim hükümdarlarına karşı davasını ispat etmek üzere şu kesin ve azametli mucizelerle desteklenmiştir: