İSLAM REHBERİ
Hz. Muhammed (S.A.V.), Allah'ın alemlere rahmet olarak gönderdiği son peygamber, hatemül-enbiya ve İslam dininin tebliğcisidir. 571 yılında Mekke'de dünyaya gelmiş; doğruluğu, adaleti, yüksek ahlakı ve insanlığa rehberlik eden ilahi vahiyleriyle karanlık bir çağı aydınlatarak dünya tarihinin akışını tamamen değiştirmiştir.
Hz. Muhammed (S.A.V.), 20 Nisan 571 (12 Rebiülevvel) Pazartesi gecesi Mekke'nin soylu ve saygın kabilelerinden biri olan Kureyş'in Haşimoğulları koluna mensup olarak dünyaya geldi. Babası Abdullah, o henüz doğmadan birkaç ay önce ticaret amacıyla gittiği Medine (Yethrib) dönüşünde vefat etmişti. Doğumuyla birlikte Mekke’de büyük bir sevinç yaşandı ve dedesi Abdülmuttalib ona "gökte ve yerde övülen" anlamına gelen "Muhammed" ismini verdi. O dönemdeki Mekke geleneğine uygun olarak, havası daha temiz ve sağlıklı olan çöl bölgesinde büyümesi için Sa'doğulları kabilesinden Halime hatuna sütanne olarak verildi. Dört yaşına kadar çölün temiz ortamında, özgürce ve sağlıklı bir şekilde büyüdü, ardından Mekke'ye, öz annesi Âmine'nin yanına döndü.
Henüz altı yaşındayken annesi Âmine ile birlikte babasının kabrini ziyaret etmek üzere Medine'ye gitti. Dönüş yolunda Ebva denilen köyde annesi rahatsızlanarak vefat etti. Bu erken kayıpla hem yetim hem öksüz kalan Hz. Muhammed'i, dadısı Ümmü Eymen Mekke'ye getirerek dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti. Dedesi ona derin bir sevgi ve şefkatle baktı, ancak iki yıl sonra, Hz. Muhammed sekiz yaşındayken dedesi de vefat etti. Ölmeden önce torununu, koruyup kollaması için oğlu Ebu Talib'e emanet etti. Amcası Ebu Talib, kendi çocuklarından ayırmadığı yeğenini canı gibi korudu ve yanından hiç ayırmadı. Onunla birlikte Suriye ve Yemen gibi bölgelere yapılan ticaret kervanlarına katılan genç Muhammed, erken yaşta ticaret hayatını, dürüstlüğü ve insan ilişkilerini bizzat yaşayarak öğrendi.
Gençlik yıllarında Mekke'de yaşanan haksızlıklara, zulümlere ve zayıfların ezilmesine karşı kurulan ve bir adalet cemiyeti olan "Hılful-Fudûl" (Erdemliler İttifakı) topluluğuna katıldı ve burada aktif rol oynadı. Asla yalan söylemeyen, sözünde duran ve herkesin hakkını gözeten yapısı nedeniyle, sadece dostları değil düşmanları bile ona "Muhammedü'l-Emin" (Güvenilir Muhammed) unvanını verdi. Kabe'nin tamiri sırasında kabileler arasında neredeyse kanlı bir savaşa yol açacak olan "Hacerü'l-Esved" taşının yerine konulması krizini, üstün zekası ve adaletiyle çözerek büyük bir hakemlik başarısı gösterdi.
25 yaşına geldiğinde, Mekke'nin en saygın, asil ve varlıklı hanımlarından biri olan Hz. Hatice ile evlendi. Bu evlilikten Hz. Muhammed'in (S.A.V.) altı çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarının isimleri sırasıyla Kasım, Abdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma'dır. Erkek çocukları Kasım ve Abdullah henüz küçük yaşlardayken vefat ettiler. Kızları ise büyüyüp evlendiler, ancak Hz. Fatıma dışındaki tüm çocukları Peygamber Efendimizden önce vefat etmiştir. Peygamberimizin soyu, Hz. Ali ile evlenen kızı Hz. Fatıma'nın çocukları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin kanalıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Hz. Hatice'nin vefatından sonraki Medine döneminde, Mısırlı eşi Hz. Mariye'den ise İbrahim adında bir erkek çocuğu daha dünyaya gelmiş, ancak o da henüz bebekken vefat etmiştir.
Hz. Muhammed (S.A.V.), ilk eşi Hz. Hatice hayatta olduğu sürece başka bir evlilik yapmamıştır. Hz. Hatice’nin vefatından sonra, gerek İslam'ın yayılması, kabileler arası akrabalık bağları kurarak düşmanlıkları bitirmek, gerekse kimsesiz ve dul kalan hanımları koruma altına almak gibi tamamen dini, siyasi ve insani gayelerle evlilikler gerçekleştirmiştir. Müslümanların anneleri (Ümmetin Anneleri) olarak kabul edilen eşlerinin isimleri şunlardır: Hz. Hatice, Hz. Sevde, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb bint Huzeyme, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Zeyneb bint Cahş, Hz. Cüveyriye, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Safiyye, Hz. Meymune ve Hz. Mariye.
Mekke'deki putperestlik, ahlaki yozlaşma, kız çocuklarının diri diri gömülmesi gibi cahiliye adetleri, otuzlu yaşlarının sonlarına doğru Hz. Muhammed'i derin bir tefekküre sevk etti. Sık spiral olarak Mekke yakınlarındaki Nur Dağı'nda bulunan Hira Mağarası'na çekilerek günlerce yalnız kalıyor, yaratıcıyı ve evrenin sırlarını düşünüyordu. 610 yılının Ramazan ayının Kadir Gecesi'nde, yine bu mağarada tefekkür halindeyken vahiy meleği Cebrail (A.S.) göründü ve ona Alak Suresi'nin ilk ayetleri olan "Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!" emrini getirdi. Bu sarsıcı deneyimle birlikte 23 yıl sürecek olan peygamberlik ve risalet görevi başlamış oldu. İlk vahiyle birlikte evine dönen Hz. Muhammed'e ilk inananlar eşi Hz. Hatice, yakın dostu Hz. Ebubekir, amcasının oğlu Hz. Ali ve azatlı kölesi Hz. Zeyd oldu.
İlk üç yıl boyunca İslam daveti gizli bir şekilde yürütüldü. Ardından gelen ilahi emirle tebliğ açıkça yapılmaya başlandı. Mekke'nin ileri gelen müşrikleri, kurulu putperest düzenlerinin, sömürü çarklarının ve sınıfsal ayrıcalıklarının sarsılacağını anlayınca İslam'a ve Müslümanlara karşı şiddetli bir cephe aldılar. Müslümanlara, özellikle de korumasız kölelere ve fakirlere yönelik ağır işkenceler, boykotlar ve sosyal tecrit dönemleri başladı. Üç yıl süren ekonomik ve sosyal boykot boyunca Müslümanlar büyük bir açlık ve sefaletle imtihan edildi. Boykotun bitişinin hemen ardından peygamberliğin 10. yılında Hz. Muhammed, en büyük destekçileri olan amcası Ebu Talib'i ve sadık eşi Hz. Hatice'yi kısa aralıklarla kaybetti. İslam tarihine "Hüzün Yılı" olarak geçen bu zorlu dönemin ardından Allah, Resulü'nü teselli etmek amacıyla onu İsra ve Mirac mucizeleriyle şereflendirdi. Mekke'de baskıların dayanılmaz boyutlara ulaşması ve can güvenliğinin kalmaması üzerine, Medineli Müslümanlarla yapılan Akabe Biatları'nın ardından, 622 yılında Allah'ın izniyle Mekke'den Medine'ye (Yethrib) büyük göç yani "Hicret" gerçekleşti.
Hicret, sadece coğrafi bir yer değiştirme değil, İslam devletinin ve medeniyetinin temelinin atıldığı dönüm noktası oldu. Yethrib şehrinin adı "Peygamber Şehri" anlamına gelen Medinetü'n-Nebi (Medine) olarak değiştirildi. Hz. Muhammed (S.A.V.), Mekke'den göç eden Muhacirler ile onlara kucak açan Medineli Ensar arasında eşi benzeri görülmemiş bir kardeşlik bağı (Muahat) kurdu. Şehirde barışı, adaleti ve huzuru tesis etmek amacıyla Müslümanlar, Yahudiler ve diğer kabileleri kapsayan, tarihin ilk yazılı anayasalarından biri kabul edilen "Medine Sözleşmesi"ni imzaladı. Ancak Mekkeli müşriklerin Medine'deki yeni düzeni yok etmek ve Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak istemeleri üzerine kaçınılmaz askeri mücadeleler başladı. Müslümanlar, 624 yılında Bedir Savaşı'nda kendilerinden kat kat üstün olan müşrik ordusuna karşı büyük bir zafer kazandılar. 625 yılındaki Uhud Savaşı'nda okçuların yerini terk etmesi sonucu zor anlar yaşansa da ümmet büyük bir kenetlenme dersi aldı. 627 yılında ise Medine'nin etrafına hendekler kazılarak yapılan Hendek Savaşı'nda müşrik ittifakı bozguna uğratıldı ve savunma dönemi sona erdi.
628 yılında yapılan Hudeybiye Antlaşması, askeri ve siyasi açıdan İslam'ın Arap Yarımadası'nda resmen tanınmasını sağladı ve İslam dini barış ortamında çok daha hızlı yayıldı. Komşu ülkelerin krallarına ve imparatorlarına İslam'a davet mektupları gönderildi. Müşriklerin Hudeybiye Antlaşması'nı ihlal etmesi üzerine Hz. Muhammed (S.A.V.), 630 yılında 10 bin kişilik muazzam bir orduyla Mekke üzerine yürüdü. Şehir, neredeyse tek bir damla kan dökülmeden merhametle ve barışla fethedildi. Genel af ilan eden Hz. Muhammed, kendisine ve ashabına yıllarca işkence eden, onları yurtlarından süren eski düşmanlarını bağışlayarak eşsiz bir insanlık ve merhamet örneği sergiledi. Kabe putlardan tamamen temizlendi ve tevhid inancı kalıcı olarak yerleşti. Ölümünden kısa bir süre önce, 632 yılında yüz bini aşkın Müslümanla birlikte "Veda Haccı"nı gerçekleştirdi. Orada irat ettiği "Veda Hutbesi" ile can, mal ve namus dokunulmazlığını, kadın haklarını, ırkçılığın yasaklanmasını ve insan haklarının temel ilkelerini tüm dünyaya ilan etti. Medine'ye döndükten bir süre sonra rahatsızlanan son peygamber, 8 Haziran 632 (12 Rebiülevvel 11) tarihinde refik-i ala'ya (en yüce dosta) kavuşarak vefat etti. Mübarek kabri, Medine'deki Mescid-i Nebevi'nin içerisinde, vefat ettiği oda olan Ravza-i Mutahhara'da bulunmaktadır.
Hz. Muhammed (S.A.V.)'e peygamberliğini doğrulamak ve inananların imanını pekiştirmek amacıyla Allah tarafından birçok mucize ihsan edilmiştir: