İSLAM REHBERİ
Hz. Nuh (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de adı sıklıkla zikredilen, kendisine kitap veya ağır şeriat verilen en büyük beş peygamberden (Ülü'l-Azm) ilkidir. Yeryüzünde putperestliğin ilk defa ortaya çıktığı ve şirk bataklığına saplanan bir kavme gönderilmiş, asırlar süren sabırlı tebliğ mücadelesi ve insanlık tarihinin seyrini değiştiren muazzam tufan hadisesi ile "İnsanlığın İkinci Babası" unvanını almıştır.
Hz. Nuh (A.S.), soy zinciri bakımından Hz. İdris’in (A.S.) torunlarındandır. Onun yaşadığı dönem, insanlık tarihi için karanlık bir dönüm noktasıydı. Çünkü Hz. Adem, Hz. Şit ve Hz. İdris dönemlerinden kalan salih insanların (Ved, Süva', Yagûs, Yeûk ve Nesr) vefatından sonra, şeytanın sinsice yönlendirmesiyle insanlar bu iyi kimselerin hatırasını yaşatmak adına önce heykellerini yapmış, nesiller geçtikçe de bu heykellere tapmaya başlayarak yeryüzündeki ilk putperest toplumu oluşturmuşlardı. Allah Teâlâ, cehalet, zulüm ve şirkin had safhaya ulaştığı bu kavme, içlerinden dürüstlüğü, adaleti ve yüksek ahlakıyla tanınan Hz. Nuh'u peygamber olarak vazifelendirdi.
Peygamberlik vazifesini alan Hz. Nuh, kavmini gece gündüz, gizli ve açık bir şekilde sadece tek bir Allah'a kulluk etmeye, putları terk etmeye ve adalete davet etti. Ancak kavminin inkarcı ileri gelenleri, zenginliklerine ve sahte asaletlerine güvenerek onu yalancılıkla, mecnunlukla ve sapkınlıkla suçladılar. Ona inanıp etrafında toplanan fakir, kimsesiz ve zayıf insanları aşağılayarak Hz. Nuh'tan bu insanları yanından uzaklaştırmasını istediler. Hz. Nuh ise "Ben iman edenleri asla yanımdan kovamam" diyerek mazlumların yanında durdu. Kaynaklara göre tam 950 yıl boyunca kavminin her türlü hakaretine, işkencesine ve alayına büyük bir sabır, metanet ve kararlılıkla göğüs gererek tevhid inancını anlatmaya devam etti. Ancak geçen asırlara rağmen kavmi hidayete gelmediği gibi, her yeni nesil bir öncekinden daha azgın ve inatçı birer İslam düşmanı olarak yetişti.
Kavminin artık hiçbir şekilde inanmayacağını ve yeryüzünde sadece kötülük ve inkarcılık yayacaklarını gören Hz. Nuh, Allah’a yalvararak yeryüzünde tek bir inkarcı bile bırakmamasını niyaz etti. Allah Teâlâ onun bu duasını kabul etti ve ona gözlerinin önünde, vahiyle bildirilen şekilde devasa bir gemi (Sefine) inşa etmesini emretti. Denizden uzak, kurak bir bölgede gemi yapımına başlayan Hz. Nuh ile dalga geçen müşrikler, onun delirdiğini iddia ettiler. Hz. Nuh ise onlara "Bugün siz bizimle eğleniyorsunuz ama yakında alay edilme sırasının kime geleceğini göreceksiniz" diyerek ilahi emri uygulamaya devam etti. Gemi tamamlandığında, Allah'ın emriyle her hayvan türünden birer çift (erkek ve dişi) gemiye alındı. Ardından, sayıları oldukça az olan (yaklaşık 80 kişi civarında olduğu rivayet edilen) iman ehli Müslümanlar gemiye bindirildi.
Büyük imtihan başladığında gök kapıları ardına kadar açılarak muazzam bir yağmur boşaldı, yeryüzü ise her noktasından sular fışkırtan pınarlara dönüştü. Sular hızla yükselirken, Hz. Nuh'un inkarcılardan olan oğlu Kenan (Yâm), babasının "Gemiye bin, kurtul!" çağrısını reddederek "Beni sulardan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi ve dev dalgaların arasında boğularak helak oldu. Aynı şekilde Hz. Nuh'un iman etmeyen eşi Vâile de müşriklerle birlikte suların karanlığına gömüldü. Aylarca süren ve yeryüzündeki tüm inkarcı medeniyeti haritadan silen büyük Nuh Tufanı'nın ardından, Allah'ın "Ey arz suyunu yut, ey gök suyunu tut!" emriyle sular çekildi. Gemi, bugün Şırnak sınırlarında bulunan Cudi Dağı üzerine oturdu. Gemiden inen müminler yeryüzünde yeniden tevhid üzere temiz bir hayat kurdular. Tufandan sonra diğer inananların nesli devam etmemiş, insanlık sadece Hz. Nuh'un üç oğlunun soyundan çoğalmıştır. Bu sebeple Hz. Nuh, yeryüzünün ikinci Adem'i sayılır.
Hz. Nuh'un (A.S.) Kur'an ve İslam kaynaklarında zikredilen iki eşi olmuştur. Bunlardan ilki iman etmeyen ve tufanda helak olan **Vâile**, ikincisi ise iman edip gemiye binen ve salih çocukların annesi olan **Amûre**'dir (veya Vâhile). Hz. Nuh'un isimleri kesin olarak bilinen çocukları şunlardır:
Hz. Nuh (A.S.), asırlar süren ağır tebliğ vazifesinde inkarcıların iddialarını çürütmek ve inananların imanını sarsılmaz kılmak adına şu kesin ilahi mucizelerle desteklenmiştir: