Logo İSLAM REHBERİ

Hz. Şit (A.S.)

Hz. Şit (A.S.), Hz. Adem'den sonra yeryüzüne gönderilen ikinci peygamberdir. Kardeşi Habil'in Kabil tarafından şehit edilmesinden sonra Allah Teâlâ tarafından Hz. Adem ve Hz. Havva'ya bir teselli ve ihsan olarak verilmiştir. Kendisine ilahi sayfalar (suhuf) indirilmiş, insanlığın soyunun ve iman silsilesinin devam etmesinde çok önemli bir köprü vazifesi görmüştür.

REKLAM ALANI

Hayatı

Hz. Şit (A.S.), yeryüzünde işlenen ilk cinayetten, yani Habil'in ölümünden kısa bir süre sonra dünyaya geldi. Onun doğumu, evlat acısıyla sarsılan Hz. Adem ve Hz. Havva için büyük bir rahmet ve teselli kaynağı oldu. Bu sebeple kendisine Arapça'da "Allah'ın hibesi, hediyesi ve ihsanı" anlamına gelen "Şit" ismi verildi (İbrani kaynaklarında Şes olarak da geçer). Doğduğunda ikizi olmayan nadir çocuklardan biriydi. Hz. Adem, bu evladına ayrı bir şefkat gösterdi; onun tertemiz simasında gelecekteki peygamberlerin nurunu (Nûr-i Muhammedî) gördü ve vefatına yakın bir zamanda onu yerine halife ve vasi olarak tayin etti. Hz. Şit, babasının vefatından sonra hem dini hem de dünyevi işleri devralarak insanlığın ikinci önderi oldu.

Peygamberlik vazifesini devralan Hz. Şit, babası Hz. Adem'in şeriatını ve Allah'ın birliği (tevhid) inancını insanlara tebliğ etmeye devam etti. O dönemde insanlık coğrafi olarak ikiye ayrılmıştı: Hz. Şit'e tabi olan iman ehli salih insanlar dağlık ve yüksek bölgelerde yaşarken, katil Kabil'in soyundan gelen ve azgınlaşan topluluk ise ovalarda ve vadilerde ikamet ediyordu. Kabil'in soyu, şeytanın da vesveseleriyle putperestliğe, ahlaksızlığa ve zulme sapmıştı. Hz. Şit, kendi kavmini bu azgın topluluğun kötülüklerinden, eğlencelerinden ve fıskından uzak tutmak için büyük çaba sarf etti; onlara Kabil'in kavminin yaşadığı topraklara inmemelerini ve onlarla karışmamalarını kesin bir dille emretti. Bu yönüyle inananları muhafaza eden sarsılmaz bir lider oldu.

Dünyevi medeniyetin gelişmesinde de Hz. Şit'in çok büyük katkıları olmuştur. Allah'ın ona ilham etmesiyle imar, tarım ve dokumacılık faaliyetlerini genişletti. Toplum hayatını düzenlemek adına ilk kez adaletli kanunlar ve toplumsal kurallar koydu. Çeşitli rivayetlere göre kerpiç ve taştan ilk şehirlerin kurulmasına, yerleşik hayata geçilmesine öncülük etti. Ömrünü tamamen Allah'a ibadetle, ilimle ve kavmini hidayete çağırmakla geçiren Hz. Şit, rivayetlere göre 912 yıl yaşamıştır. Vefat edeceği sırada yerine oğlu Enûş'u vasi tayin etmiş ve babası Hz. Adem'in yanı başına, Ebu Kubeys mağarasına defnedilmiştir. İnsanlığın soyu nuh tufanından sonra Hz. Nuh vasıtasıyla devam etmiş olsa da, Hz. Nuh'un soyu da doğrudan Hz. Şit'e dayandığı için o, insanlığın ortak atalarından biri kabul edilir.

Hz. Şit'in (A.S.) evliliğinden birçok evladı ve torunu dünyaya gelmiştir. Soyunun ve peygamberlik silsilesinin devamını sağlayan, İslam ve tarih kaynaklarında ismi en çok öne çıkan oğlu **Enûş**'tur (Anûş). İnsanlığın iman silsilesi ve Nûr-i Muhammedî, Hz. Şit'ten oğlu Enûş'a, ondan da sonra gelen peygamberlere aktarılarak devam etmiştir.

REKLAM ALANI

Mucizeleri ve Üstünlükleri

Hz. Şit (A.S.), cahiliye ve azgınlığın filizlenmeye başladığı bir dönemde iman edenleri korumak ve peygamberliğini ispat etmek üzere şu sahih mucizeler ve ilahi üstünlüklerle desteklenmiştir: