İSLAM REHBERİ
Hz. Yusuf (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de hayat hikayesi baştan sona tek bir surede ve kesintisiz olarak anlatılan mübarek bir peygamberdir. Hz. Yakub'un (A.S.) oğlu ve Hz. İshak'ın torunudur. Kur'an-ı Kerim'de onun kıssası için "Ahsenü'l-Kasas" (Kıssaların En Güzeli) ifadesi kullanılmıştır. Eşsiz güzelliği, rüya tabir etme ilmi, iffeti, uğradığı iftiralar karşısındaki sabrı ve nihayetinde kuyu ile zindandan Mısır maliye bakanlığına uzanan hayatı, insanlık tarihi için muazzam bir ibret ve başarı levhasıdır.
Hz. Yusuf (A.S.), Filistin (Kenan diyarı) topraklarında dünyaya geldi. Babası Hz. Yakub'un on iki oğlundan biriydi. Annesi Rahel'in erken vefatından sonra öz kardeşi Bünyamin ile birlikte babalarının şefkatli kanatları altında büyüdü. Yusuf, fıtri güzelliğinin yanı sıra son derece uysal, zeki ve asil karakteriyle babasının sevgisini derinden kazanmıştı. Henüz çocuk yaşlarındayken gördüğü bir rüyada, on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini gördü. Babası rüyayı duyunca, ondaki peygamberlik nurunu anladı ve kardeşlerinin kıskançlığından korktuğu için bu rüyayı gizlemesini tembihledi. Ancak babalarının Yusuf’a olan düşkünlüğünü hazmedemeyen büyük kardeşleri, onu ortadan kaldırmak için haince bir plan kurdular. Babalarını zar zor ikna ederek Yusuf'u kıra götürdüler ve onu ıssız bir kuyuya bıraktılar; eve döndüklerinde ise "Onu kurt yedi" diyerek yalan söylediler.
Kuyuda tek başına kalan küçük Yusuf'u, oradan geçen bir ticaret kervanı bularak kurtardı ve köle olarak satmak üzere Mısır’a götürdü. Mısır’da dönemin maliye bakanı (Aziz) Kıtfîr, onu satın alarak evine yerleştirdi ve eşi Züleyha ile birlikte ona iyi baktılar. Yusuf büyüdükçe Allah ona ilim, hikmet ve göz kamaştırıcı bir güzellik lütfetti. Evin hanımı Züleyha, Yusuf’un bu benzersiz güzelliğine kapılarak ona gayrimeşru bir teklifte bulundu. Ancak sarsılmaz bir iffete sahip olan Hz. Yusuf, "Allah’a sığınırım, o benim efendimdir, bana iyi baktı. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremez" diyerek teklifi kesinlikle reddetti ve odadan kaçtı. İftiraya uğrayarak suçlu durumuna düşürülen Hz. Yusuf, adaletsiz bir kararla Mısır zindanlarına atıldı.
Hz. Yusuf, hayatının en verimli yıllarını (yaklaşık yedi ila on iki yıl olduğu rivayet edilir) suçsuz yere zindanda geçirdi. Zindanı adeta bir irşat mektebine çevirerek oradaki mahkumlara tevhid inancını anlattı. Allah’ın kendisine lütfettiği rüya tabiri ilmi sayesinde, zindandaki iki saray görevlisinin rüyalarını tam isabetle yorumladı. Yıllar sonra dönemin Mısır hükümdarı (Melik), hiç kimsenin anlamını çözemediği gizemli bir rüya gördü: Rüyasında yedi zayıf inek yedi semiz ineği yiyor ve yedi yeşil başak yedi kuru başağı yutuyordu. Zindandan kurtulan eski görevli Yusuf’u hatırladı ve kralın emriyle zindana giderek rüyayı ona sordu. Hz. Yusuf, Mısır’ı bekleyen yedi yıllık büyük bolluğun ardından yedi yıllık dehşetli bir kıtlığın geleceğini haber verdi ve bu krizden nasıl kurtulunacağına dair tarım stratejileri sundu.
Yusuf'un dehasına, ilmine ve Züleyha'nın itirafıyla nihayet kanıtlanan iffetine hayran kalan Mısır hükümdarı, onu derhal zindandan çıkararak Mısır'ın hazinelerinin başına (Maliye ve Tarım Bakanlığına) getirdi. Hz. Yusuf, bolluk yıllarında ekinleri depolayarak ülkeyi büyük kıtlığa hazırladı. Kıtlık dönemi geldiğinde, çevre coğrafyalardan, bu arada Kenan diyarından da insanlar azık almak için Mısır’a akın etmeye başladı. Azık almaya gelenler arasında, yıllar önce kendisini kuyuya atan öz kardeşleri de vardı. Kardeşleri onu tanıyamadı ancak Hz. Yusuf onları hemen tanıdı. Zekice bir planla öz kardeşi Bünyamin’i de Mısır’a getirtti. Sonunda kendisini kardeşlerine tanıtarak onları affettiğini söyledi: "Bugün size kınama yoktur. Allah sizi bağışlasın, O merhametlilerin en merhametlisidir." Babasının hasret acısıyla kör olan gözlerinin açılması için gömleğini gönderdi ve tüm ailesini Mısır’a davet etti. Babası Hz. Yakub ve ailesi Mısır’a gelip Hz. Yusuf’un tahtının önünde saygıyla eğildiklerinde, çocukken gördüğü rüya gerçeğe dönüştü.
Hz. Yusuf (A.S.), ailesiyle kavuştuktan sonra uzun yıllar Mısır’da adaletle, refahla ve iman üzere hüküm sürdü. Vefat vakti yaklaştığında Mısır'daki İsrailoğullarına, ileride bu topraklardan çıkacaklarını ve cenazesini atalarının yurdu olan Filistin’e götürmelerini vasiyet etti. Vefatının ardından Mısır’da mumyalanarak Nil Nehri kenarına veya geçici bir kabre defnedilen cenazesi, asırlar sonra Hz. Musa (A.S.) tarafından Mısır’dan çıkılırken vasiyete binaen alınmış ve Filistin’in Nablus şehri yakınlarındaki kutsal topraklara nakledilerek defnedilmiştir.
Hz. Yusuf'un (A.S.) evliliğinden doğan çocukları, Mısır'daki İsrailoğulları toplumunun kabile yapısında önemli yer tutmuştur. Hz. Yusuf, Mısır sarayındayken evlendiği (tarih ve tefsir kaynaklarında tövbe edip iman ettikten sonra evlendiği zikredilen) **Züleyha** (veya Asenat) ile olan evliliğinden iki erkek evlat sahibi olmuştur:
Hz. Yusuf (A.S.), çocukluğundan vefatına kadar hayatının her aşamasında Allah’ın doğrudan himayesinde bulunmuş ve şu kesin mucizelerle teyit edilmiştir: