Logo İSLAM REHBERİ

Hz. Zekeriya (A.S.)

Hz. Zekeriya (A.S.), Kur'an-ı Kerim'de adı hürmetle zikredilen, İsrailoğullarına gönderilmiş nurlu ve salih bir peygamberdir. Soyu, Hz. Süleyman ve Hz. Davud kanalıyla Hz. Yakub'a (A.S.) dayanan ulu elçi, aynı zamanda Beytü'l-Makdis'in (Mescid-i Aksa) yüksek din görevlisi ve koruyucusudur. İlerlemiş yaşına ve hanımının kısırlığına rağmen Allah'tan ümidini kesmeyerek ettiği hüzünlü ve samimi çocuk duasıyla tanınır. Hz. İsa'nın annesi Hz. Meryem'in manevi hâmisi olan Hz. Zekeriya, ömrünü tevhid inancına ve mabet hizmetine adamış mukaddes bir şahsiyettir.

REKLAM ALANI

Hayatı

Hz. Zekeriya (A.S.), Kudüs'te dünyaya geldi ve hayatı boyunca bu kutsal topraklarda yaşadı. İsrailoğullarının hem dini hem de sosyal olarak yozlaşmaya başladığı, Roma İmparatorluğu'nun baskısının arttığı bir fetret döneminde peygamberlikle vazifelendirildi. Geçimini marangozluk yaparak sağlayan Hz. Zekeriya, el emeğiyle geçinmeyi ilke edinmiş onurlu bir peygamber modeliydi. Onun en büyük vazifelerinden biri, Kudüs'teki mabet olan Beytü'l-Makdis'te ibadetleri idare etmek, Tevrat'ın ahkamını insanlara öğretmek ve mabede adanan salih insanları eğitmekti.

İmran kızı Hz. Meryem dünyaya geldiğinde, annesi onu mabede adamıştı. Mabetteki din alimleri Meryem'in bakımını üstlenmek için adeta birbirleriyle yarıştılar ve aralarında kura çektiler. Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği üzere kura, Hz. Meryem'in teyzesinin kocası olan Hz. Zekeriya'ya çıktı. Hz. Zekeriya, Meryem için mabette hususi bir mihrap (bölme) yaptırdı ve onun terbiyesiyle bizzat ilgilendi. Ne zaman Meryem’in bulunduğu mihraba girse, onun yanında mevsim dışı, taze ve insan eliyle getirilmesi imkansız rızıklar, cennet meyveleri bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" diye sorduğunda, Hz. Meryem: "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır" cevabını verirdi.

Bu ilahi mucizelere şahit olan Hz. Zekeriya'nın kalbinde, kendisinden sonra mabet hizmetlerini sürdürecek, İsrailoğullarını irşad edecek salih bir nesil yetiştirme arzusu yeniden filizlendi. Kendisi çok yaşlanmış, kemikleri erimiş, saçı başı beyaz alev gibi parlamış, hanımı ise ömrü boyunca hiç doğum yapmamış kısır bir kadındı. Kimsenin görmediği bir köşede, gizli ve hüzünlü bir sesle Allah'a yalvardı: "Rabbim! Şüphesiz ben, kemiklerimin gevşediği, saçımın beyaz alevle tutuştuğu bir yaştayım. Sana dua etmekle hiçbir zaman bedbaht olmadım. Doğrusu ben, arkamdan gelecek akrabalarımın isyan etmesinden korkuyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından bir veli (oğul) ihsan et ki, hem bana varis olsun hem de Yakub hanedanına varis olsun."

Hz. Zekeriya mihrapta namaz kılarken melekler ona seslendi ve Allah'ın onu, adı daha önce hiç kimseye verilmemiş olan **Hz. Yahya (A.S.)** adında müjdeleyici bir oğulla müjdelediğini bildirdiler. Bu müjdeye şaşıran Hz. Zekeriya, bunun için bir alamet istedi. Allah Teâlâ, sapasağlam olduğu halde üç gün boyunca insanlarla sadece işaretle (remizle) konuşabilmesini buyurdu. Bu süre zarfında dilini sadece zikir ve tesbih için kullanabildi. Kısa bir süre sonra mucizevi bir şekilde oğlu Hz. Yahya dünyaya geldi. Hz. Zekeriya, ömrünün son döneminde azgınlaşan Yahudi liderlerin ve Romalı yöneticilerin zulmüne uğradı. Oğlu Hz. Yahya'nın şehit edilmesinin ardından, kendisi de Beytü'l-Makdis yakınlarında zalimler tarafından şehit edilerek peygamberlik makamının en yüksek rütbesine ulaştı.

Hz. Zekeriya'nın (A.S.) soy kütüğü, takva dolu evlilik bağı ve kendisinden sonra şehadet şerbeti içen aziz nesli tarihi kaynaklarda şu şekilde yer almaktadır:

REKLAM ALANI

Mucizeleri ve Üstünlükleri

Hz. Zekeriya (A.S.), mabedin koruyuculuğunu üstlenip zalim rejimlere karşı direnirken şu kesin mucizeler ve ilahi lütuflarla teyit edilmiştir: