İSLAM REHBERİ
Abdullah bin Mesud (R.A.), İslam'ın ilk yıllarında Müslüman olan, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hususi hizmetinde bulunmuş, "Sırdaşı" olarak tanınan ve Kur'an-ı Kerim'in tefsirinde ümmetin en büyük otoritelerinden biri olan ulu bir sahabidir. Kısa boylu ve zayıf yapılı olmasına rağmen, imanı ve ilmiyle dağlar kadar ağır bir ağırlığa sahip olan bu büyük alim, İslam'ın ilim geleneğinin temel taşlarından biridir.
Abdullah bin Mesud, İslam öncesi dönemde Mekke'de koyun çobanlığı yapardı. Bir gün Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve Hz. Ebu Bekir ile ıssız bir yerde karşılaştığında, Efendimiz ondan süt istedi. Süt sağmayı bilmeyen Abdullah, Efendimizin mucizevi bir şekilde kurumuş bir kuzudan süt sağmasını hayretle izledi ve o an Müslüman oldu. O günden sonra Efendimizin "ayakkabılarını taşıyan, seyahatlerde asasını muhafaza eden, banyo yaparken perde olan" özel hizmetlisi oldu. Efendimiz onun hakkında "Sen, öğretilmiş bir gençsin" buyurmuştur. O, İslam'ın ilk yıllarında Kabe'de açıktan Kur'an okuyup müşriklere meydan okuyan ilk sahabilerden biridir.
Hz. Abdullah, Kur'an-ı Kerim'i bizzat Efendimizin ağzından 70'ten fazla sureyi doğrudan ezberlemiş ve onun tefsirini en iyi öğrenenlerden biri olmuştur. "Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Kitabı'ndan hiçbir sure yoktur ki, nerede ve ne hakkında indiğini bilmeyeyim" diyecek kadar Kur'an'a vakıftı. Onun fıkıh anlayışı, İslam hukukunun temellerinden birini oluşturmuştur; nitekim Kûfe şehrinde kurduğu ilim halkasıyla binlerce talebe yetiştirmiş ve Kûfe fıkıh okulunun kurucusu kabul edilmiştir. Hz. Ömer (R.A.) onun ilmi derinliğini takdir ederek onu Kûfe'ye kadı ve öğretmen olarak göndermiş, "Onu size göndererek sizi kendime tercih ettim" diyerek ilmine olan hürmetini ifade etmiştir.
İbadetlerine, takvasına ve sünnete bağlılığına son derece dikkat eden Abdullah bin Mesud, ömrünün son yıllarını Medine'de geçirmiştir. Hicri 32 yılında, 60 yaşlarında vefat ettiğinde, naaşı çok sevdiği Hz. Osman (R.A.) tarafından yıkanmış ve vasiyeti üzerine Cennetü'l-Baki'ye defnedilmiştir. Vefatından önce halifeye "İnsanlara bir şey vasiyet edecek misin?" diye sorulduğunda, "Ben onlara sadece Kur'an'ı vasiyet ediyorum" diyerek ilmi mirasının temelini vurgulamıştır. O, bugün İslam'ın doğru anlaşılması ve yorumlanması noktasında müracaat edilen en güvenilir kaynaklardan biri olmaya devam etmektedir.