İSLAM REHBERİ
Ammar bin Yasir (R.A.), İslam'ın ilk Müslümanlarından olan ve ailesiyle birlikte Mekke döneminde tarihin gördüğü en şiddetli işkencelere maruz kalan sabır ve metanet abidesidir. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) "Ammar'ın her zerresine iman dolmuştur" buyurarak taltif ettiği, ilmi ve takvasıyla öne çıkan bu değerli sahabi, aynı zamanda İslam tarihinde "Hak ile batılın ayrıştığı yerdeki şahit" olarak anılır.
Ammar, babası Yasir ve annesi Sümeyye ile birlikte Darü'l-Erkam'da Müslüman olan ilk yedi kişiden biridir. İslam'a girdikleri duyulduğunda, Mekke'nin azılı müşrikleri bu aileyi "Beni Mahzum" kabilesinin işkence alanına kapattı. Kızgın kumların üzerinde, üzerlerine demir zırhlar giydirilerek güneşin altında günlerce dövüldüler. Annesi Hz. Sümeyye, İslam'ın ilk şehidi olma şerefine erişirken, babası Yasir de aynı işkenceler altında şehit düştü. Ammar ise bu dehşetli baskılar altında, kalbi imanla doluyken, müşriklerin zorlamasıyla dilleriyle zorunlu bir "takiyye" (kurtuluş sözü) söyledi. Efendimiz yanına geldiğinde ağlayan Ammar'a, "Eğer tekrar zorlarlarsa yine aynı şeyi söyle" buyurarak, imanın kalpteki yerinin hiçbir zorlamayla sarsılamayacağını gösterdi.
Medine'ye hicret ettikten sonra, Mescid-i Nebevî'nin inşasında tek başına iki kişilik malzeme taşıyacak kadar gayretli ve özveriliydi. Efendimiz onu, Hz. Huzeyfe ile kardeş ilan etti. Bedir, Uhud, Hendek ve tüm gazvelerde büyük kahramanlıklar gösterdi. Hz. Ömer döneminde Kûfe valisi olarak görevlendirildi; o dönemde valilik makamında oturmasına rağmen, sade bir kıyafetle ve büyük bir tevazu ile halkın arasına karışır, adaletle hükmederdi. Kûfe halkı onun bu halinden o kadar memnun kalmıştı ki, o gittikten sonra bile onu hayırla yad etmişlerdir.
Ammar bin Yasir'in en bilinen yönü, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) Mescid inşa edilirken onun hakkında söylediği "Eyvah! Ammar'ı azgın bir topluluk (bağıye) öldürecektir. Ammar onları Cennet'e çağırır, onlar ise Ammar'ı Cehennem'e çağırırlar" hadisidir. Hicri 37 yılında, Sıffîn Savaşı'nda Hz. Ali'nin (R.A.) saflarında yer alarak, 90 yaşının üzerinde olmasına rağmen büyük bir coşkuyla çarpıştı. Bu savaşta şehit düştüğünde, her iki taraf da onun hangi safta olduğunu gördü ve hadis-i şerifin hakikati ortaya çıktı. Ammar'ın şehadeti, müminler için haklının yanında durmanın adeta bir pusulası oldu. Bugün, İslam uğruna çekilen çilenin en somut timsali olarak kalplerde yaşamaya devam etmektedir.