İSLAM REHBERİ
Bilal-i Habeşi (R.A.), İslamiyet'i ilk kabul eden sahabelerden, İslam tarihinin ilk müezzini ve Peygamber Efendimizin (S.A.V.) en sadık yol arkadaşlarından biridir. Habeşistan asıllı köle bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmesine rağmen, imanının azametiyle tüm dünyevi makamları ve sınıfları altüst etmiştir. Mekke'de maruz kaldığı dehşetli işkencelere karşı göğsüne kaya oturtulmuşken haykırdığı "Ehad! Ehad!" (Allah tektir) nidasıyla, tevhid inancının ve sarsılmaz sadakatin sembolü olmuştur.
Mekke'de, İslam öncesi dönemin azılı müşriklerinden Ümeyye bin Halef'in kölesi olarak yaşayan Bilal, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) nurlu davetini duyar duymaz gizlice Müslüman oldu. Durumu öğrenen efendisi Ümeyye, onu dininden döndürmek için insanlık dışı işkencelere başvurdu. Öğle sıcağında Mekke'nin kızgın kumlarına yatırılır, göğsüne devasa kayalar konulur ve kırbaçlanırdı. Bilal, nefesinin kesildiği o dehşet anlarında bile putları reddederek sadece "Ehad! Ehad!" diyerek imanını haykırdı. Onun bu acı dolu ama asil duruşuna şahit olan Hz. Ebu Bekir (R.A.), büyük bir servet ödeyerek Bilal'i satın aldı ve özgürlüğüne kavuşturdu. Özgürlüğünü alan Bilal, o günden sonra ömrünü tamamen Efendimizin hizmetine adadı.
Medine'ye hicret edildikten sonra, Müslümanları namaza davet etmek için ezan okunması kararlaştırıldı. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), rüyalarında ezan lafızlarını gören sahabelerin ardından, o muazzam, gür ve nurlu sesi sebebiyle bu kutlu vazifeyi Bilal'e verdi. Böylece Bilal-i Habeşi, İslam tarihinin ilk müezzini olma şerefine nail oldu. Bedir, Uhud, Hendek başta olmak üzere tüm gazvelere katıldı; Bedir Savaşı'nda kendisine eski günlerde işkence eden zalim eski efendisi Ümeyye bin Halef'i bizzat etkisiz hale getirerek ilahi adaletin tecellisine vesile oldu. Mekke'nin fethinde ise Efendimizin emriyle Kabe'nin damına çıkarak fethin şanlı ezanını tüm Mekke semalarında yankılattı.
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) vefatı, Bilal için dünyadaki en büyük yıkım oldu. Efendimizin ardından Medine'de kalmaya ve ezan okumaya yüreği dayanmadı; çünkü ezandaki "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah" kısmına geldiğinde hıçkırıklara boğuluyor, sesi kesiliyordu. Hz. Ebu Bekir'in hilafeti döneminde izin isteyerek cihad etmek amacıyla Şam bölgesine yerleşti. Sadece yıllar sonra Medine'yi ziyarete geldiğinde Efendimizin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in ısrarıyla bir kez Medine'de ezan okudu ve o gün tüm Medine halkı Efendimizin dönemini hatırlayarak gözyaşlarına boğuldu. Hicri 20 yılında Şam'da vefat eden kutlu müezzin, bugün Suriye'nin başkenti Şam'daki Babü's-Sağîr Mezarlığı'na defnedilmiştir.