İSLAM REHBERİ
Ebu Ubeyde bin Cerrah (R.A.), İslam'ın ilk dönemlerinde Müslüman olan, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) en güvendiği sahabelerden ve cennetle müjdelenen on kişiden (Aşere-i Mübeşşere) biridir. Yumuşak huyluluğu, engin tevazusu, dürüstlüğü ve sarsılmaz sadakati sebebiyle Efendimiz tarafından "Ümmetin Emini" unvanıyla şereflendirilmiştir. Hem bir ilim ve zühd ehli, hem de Suriye fetihlerini yöneten büyük bir askeri komutandı.
Mekke'de Kureyş kabilesinin Fihr koluna mensup olarak dünyaya gelen Ebu Ubeyde, İslam'ın ilk günlerinde Hz. Ebu Bekir'in (R.A.) vesilesiyle Müslüman oldu. Mekke döneminde müşriklerin ağır baskılarına maruz kalan ilk Müslümanlar arasındaydı. Uhud Savaşı'nda, Efendimizin yüzüne batan miğfer parçasını kendi dişleriyle çekip çıkarırken iki ön dişini kaybedecek kadar Efendimize sadıktı. O, İslam'ın ilk yıllarından itibaren "güven" kavramının canlı timsaliydi; herkes ona sırlarını teslim eder, herkes onun adaletine inanırdı.
Hz. Ömer'in (R.A.) hilafeti döneminde, Suriye cephesindeki İslam ordularının başkomutanlığına getirildi. Onun döneminde Şam, Humus, Hama ve Antakya gibi stratejik şehirler İslam topraklarına katıldı. Komutan olmasına rağmen, ordu içindeki en düşük rütbeli askerle aynı yemeği yer, aynı şartlarda yaşardı. Bir seferinde Hz. Ömer onu ziyaret ettiğinde, üzerinde yama dolu bir hırka ve elinde eski bir kalkan görmüş, onun bu dünyadan elini eteğini çekmiş halinden dolayı duygulanarak gözyaşı dökmüştür. Ebu Ubeyde, fetihler esnasında bile "insanların gönlünü kazanmayı" ön planda tutan bir diplomasi ve şefkat anlayışına sahipti.
Hicri 18 yılında, Suriye'de baş gösteren Amvâs (veba) salgını sırasında, binlerce Müslümanla birlikte kendisi de hastalığa yakalandı. Ordusunu o zor durumda bırakmamak için son ana kadar vazifesini sürdürdü. Vefat ederken dahi orduya şöyle seslenmiştir: "Size hayırlı bir tavsiyede bulunuyorum: Namazınızı kılın, orucunuzu tutun, zekatınızı verin, hac ve umrenizi yapın, birbirinize öğüt verin ve yöneticilerinizi aldatmayın." Şam yakınlarındaki Amvâs bölgesinde vefat eden bu büyük "Emin", İslam tarihinin en saf ve temiz sayfalarından biri olarak bugün de hürmetle anılmaktadır.