Logo İSLAM REHBERİ

Hamza bin Abdülmuttalib (R.A.)

Hz. Hamza bin Abdülmuttalib (R.A.), Peygamber Efendimizin (S.A.V.) amcası, sütkardeşi ve İslam'ın ilk yıllarında müminlerin safına katılarak tevhidi sarsılmaz bir güçle muhafaza eden ulu bir sahabidir. Mekke döneminde Müslümanlara kalkan olmuş, Medine döneminde ise İslam ordusunun şanlı sancaktarlığını yapmıştır. Gösterdiği benzersiz cesaret ve savaş meydanlarındaki azameti vesilesiyle bizzat Resûlullah tarafından "Esedullah" (Allah'ın Aslanı) ve Uhud'daki şerefli duruşuyla "Seyyidüş-Şühedâ" (Şehitlerin Efendisi) unvanlarıyla taltif edilmiştir.

REKLAM ALANI

Heybetli Duruşu ve İslam ile Şereflenmesi

Mekke'de Kureyş'in en asil kollarından Haşimoğullarına mensup olarak dünyaya gelen Hz. Hamza, Efendimiz ile hemen hemen aynı yaşlardaydı ve çocukluktan itibaren çok iyi bir avcı, iyi bir silahşor ve Mekke'nin en cesur yiğitlerinden biri olarak yetişti. Nübüvvetin ilk yıllarında henüz Müslüman olmamıştı ancak Efendimize karşı derin bir sevgi besliyordu. Nübüvvetin 6. yılında, azılı müşrik Ebu Cehil'in Safa Tepesi yakınlarında Peygamber Efendimize (S.A.V.) ağır hakaretler ettiğini ve işkenceye yeltendiğini bir cariyeden öğrendi. Av dönüşü bu haberi alan Hamza, öfkeden adeta bir aslana dönüşerek Kureyş müşriklerinin toplandığı meclise girdi. Yayını Ebu Cehil'in kafasına vurarak yaraladı ve "Ben de Muhammed'in dinini kabul ettim! Gücü yeten varsa gelsin engellesin!" diyerek imanını haykırdı. Onun Müslüman oluşu, Mekke'de dengeleri tamamen değiştirerek mazlum müminlere muazzam bir nefes ve cesaret verdi.

REKLAM ALANI

Savaş Meydanlarındaki Azameti

Medine'ye hicretin ardından Hz. Hamza, İslam devletinin askeri yapılanmasında en kritik görevleri üstlendi. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) emriyle oluşturulan ilk askeri seriyyenin komutanı oldu ve İslam'ın beyaz sancağını gururla taşıdı. İslam tarihinin ilk büyük savaşı olan Bedir Gazvesi'nde adeta destan yazdı. Savaş öncesi adet gereği yapılan er dileme (mübareze) merasimine en önde çıktı ve müşriklerin önde gelen komutanlarından Utbe bin Rebiâ'yı etkisiz hale getirdi. Göğsüne taktığı devekuşu tüyüyle düşman askerlerinin gözünü kamaştıran ve önüne gelen her müşrik safını yaran Hz. Hamza'nın Bedir'deki bu muazzam performansı, Kureyş liderlerinin yüreğine sönmeyecek bir intikam ateşi düşürdü.

REKLAM ALANI

Uhud Savaşı ve Şehadet Şerbeti

Hicretin 3. yılında yapılan Uhud Savaşı, Hz. Hamza'nın en büyük imtihanı ve mukaddes vuslat yeri oldu. Bedir'in intikamını almak isteyen Hind bint Utbe, Habeşli bir köle olan ve mızrak atmadaki ustalığıyla bilinen Vahşi'yi, sırf Hz. Hamza'yı şehit etmesi karşılığında özgürlük ve büyük bir servet vaat ederek kiraladı. Savaş meydanında iki elinde iki kılıçla düşman saflarını adeta ekin gibi biçen Allah'ın Aslanı, bir anlık dengesini kaybedip yere düştüğü sırada, bir kayanın arkasında sinsice pusuda bekleyen Vahşi'nin fırlattığı zehirli mızrağın isabet etmesiyle şehadet mertebesine ulaştı. Şehadetinin ardından müşrikler tarafından mübarek naaşına saygısızlık yapıldı, göğsü yarıldı. Amcasının bu halini gören Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hayatının en büyük acısını yaşadı ve hıçkırıklarla ağlayarak ona "Seyyidüş-Şühedâ" (Şehitlerin Efendisi) buyurdu. Hz. Hamza, Uhud şehitliğindeki nurlu kabrinde, İslam'ın sarsılmaz sadakat abidesi olarak yatmaktadır.