İSLAM REHBERİ
Huzeyfe bin Yeman (R.A.), İslam tarihinde eşsiz bir konuma sahip olan, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) "sırdaşı" olarak bilinen ulu bir sahabidir. Medineli olup, Bedir dışındaki tüm gazvelere katılmıştır. Onun en belirgin ve diğer sahabelerden ayrılan yönü, Resûlullah tarafından kendisine bildirilen "münafıklar listesi" ve fitne zamanlarına dair sahip olduğu derin ferasettir. Bu sebeple Hz. Ömer (R.A.) bile, "Huzeyfe, yanımda olsaydı da şu isimler arasında münafık var mı diye sorsaydım" diyerek ona olan itimadını belirtmiştir.
Huzeyfe, müminlerin arasında gizlenen münafıkları tanıma konusunda Efendimizin (S.A.V.) hususi eğitimiyle yetişmişti. Hendek Savaşı'nın o çetin kış gecesinde, düşman kampına sızarak müşriklerin durumunu Efendimize haber getirmesi istendiğinde, o dehşetli soğukta titremesine rağmen vazifeyi büyük bir başarıyla yerine getirmiştir. Efendimiz ona o gece, münafıkların kimler olduğunu ve gelecekte İslam ümmetini bekleyen fitnelerin mahiyetini detaylarıyla anlatmıştır. O günden sonra Huzeyfe, "Sırların Kâtibi" olarak anılmış, ancak aldığı bu emaneti ve sırları, Efendimizin emanetine sadık kalarak vefatına kadar büyük bir titizlikle korumuştur.
Hz. Huzeyfe, Peygamber Efendimizin vefatından sonra başlayan İslam tarihindeki karışık süreçlerde, fitnenin ne olduğunu ve nasıl uzak durulması gerektiğini Müslümanlara anlatan bir "feraset feneri" gibiydi. İnsanların fitneye düşmemesi için uyarılarda bulunur, "Fitne, size yaklaştığında kapalı bir kapı gibidir, ama açıldığında bir daha kapanmaz" diyerek Müslümanları basiretli olmaya çağırırdı. Onun hayatı, bir müminin karışıklıklar ve belirsizlikler anında nasıl istikamet üzere kalması gerektiğinin dersi niteliğindedir.
Hz. Osman'ın (R.A.) şehadetinden kısa bir süre sonra, hicri 36 yılında Medain'de vefat etmiştir. Vefat ederken ettiği dua, onun bütün hayatının özeti gibidir: "Allah'ım! Seninle karşılaşmayı seviyorum, bu vuslatı benim için hayırlı ve bereketli kıl." Geride bıraktığı en büyük miras, fitne karşısında takınılması gereken o sarsılmaz duruş ve Resûlullah'a olan sarsılmaz sadakattir. O, bugün de müminler için "basiret ve feraset" timsali olarak yaşatılmaktadır.