Logo İSLAM REHBERİ

Sabit bin Kays (R.A.)

Sabit bin Kays (R.A.), Medine'nin Hazrec kabilesinden olup, İslam'ın ilk dönemlerinde Müslüman olan ve eşsiz hitabet yeteneğiyle Peygamber Efendimizin (S.A.V.) "Hatibi" olma şerefine erişen büyük bir sahabidir. O, sadece sözleriyle değil, hayatını vakfettiği dava uğruna gösterdiği sarsılmaz duruşuyla da İslam'ın ilk yıllarının en seçkin isimlerinden biri olmuştur.

REKLAM ALANI

Peygamberin Hatibi ve Kur'an'ın Müdafaası

Sabit bin Kays, gür sesi, beliğ konuşması ve etkileyici hitabetiyle tanınırdı. İslam'ın zayıf olduğu dönemlerde müşriklere karşı İslam'ın haklılığını haykıran, kabileler arası diplomaside Müslümanları temsil eden bir "söz ustası" idi. Özellikle Medine'ye gelen kabile heyetlerine karşı yaptığı konuşmalarla onları İslam'ın güzelliğine hayran bırakırdı. "Hucurât Suresi" (49/2) nazil olduğunda, yani "Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin" ayeti indiğinde, Sabit bin Kays o kadar korkmuş ve üzülmüştü ki, "Benim sesim zaten gürdür, acaba ben mi sesimi yükseltiyorum?" diye düşünerek günlerce evinden çıkmamıştı. Efendimiz (S.A.V.), onun bu hassasiyetini anlayınca, "Hayır, sen onlardan değilsin; sen cennetliksin" müjdesini vererek onu teselli etmiştir.

REKLAM ALANI

Yemame'de Şehadet Destanı

Hz. Ebubekir (R.A.) döneminde, yalancı peygamber Müseylemetü'l-Kezzab'a karşı düzenlenen Yemame Savaşı'nda Ensar'ın komutanlarından biri olarak yer aldı. Savaşın en şiddetli anında, İslam ordusunun geri çekilmeye başladığını görünce, Sabit bin Kays kefenini giydi ve vücuduna güzel kokular sürerek, "Ya Rabbi! Şu münafıkların (müşriklerin) yaptıklarından ve şu arkadaşların (Müslümanların) yaptığı hatalardan sana sığınıyorum" diyerek düşman saflarının ortasına daldı.

REKLAM ALANI

Mirası ve Şehadeti

O gün gösterdiği eşsiz cesaretle, İslam ordusunun moralini düzeltti ve şehadete erişti. Sabit bin Kays, şehit düştüğünde yanında bulunan bir başka sahabi, onun rüyasında "kendi zırhının bir başkası tarafından alındığına" dair bir mesaj ilettiğini görmüştür. Bu olay, sahabe efendilerimizin ahirete olan yakınlıklarının ve samimiyetlerinin bir delili olarak İslam tarihine geçmiştir. O, hitabetin sadece bir sanat değil, bir iman ve sadakat göstergesi olduğunun en parlak örneği olarak bugün hâlâ yâd edilmektedir.