Logo İSLAM REHBERİ

Üsame bin Zeyd (R.A.)

Üsame bin Zeyd (R.A.), Peygamber Efendimizin (S.A.V.) azatlı kölesi ve "Oğlum" dediği Zeyd bin Harise'nin oğludur. Efendimizin çocukluktan itibaren dizinin dibinde büyüttüğü, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile birlikte çok sevdiği Üsame, İslam tarihinde genç yaşta üstlendiği büyük sorumluluklarla bir "sadakat ve liyakat" timsali olarak temayüz etmiştir.

REKLAM ALANI

Peygamber Efendimizin Hususi Sevgisi

Peygamber Efendimiz, Üsame'yi öylesine severdi ki, onu bir dizine, diğer torunu Hz. Hasan'ı diğer dizine oturtur ve "Allah'ım, ben bu ikisini seviyorum, sen de onları sev!" diye dua ederdi. Üsame'nin yüz hatları babası Zeyd'e göre daha farklı olduğu için, bazı müşrikler onun nesebi hakkında dedikodu yapmaya kalkışmış, Efendimiz ise Üsame'nin asaletini ve sevgisini her fırsatta vurgulayarak bu yakışıksız dedikoduları bizzat kendi tavrıyla susturmuştur.

REKLAM ALANI

En Genç Başkomutan: Üsame Ordusu

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) vefat etmeden hemen önce, Bizans sınırındaki saldırıları durdurmak için büyük bir ordu hazırlatmıştı. Bu ordunun komutanlığına, henüz 18-19 yaşlarında olan Üsame bin Zeyd'i tayin etti. Orduda Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer gibi büyük sahabeler de vardı. Bazıları, bu kadar genç bir ismin komutasından rahatsızlıklarını ima edince, Efendimiz (S.A.V.) minbere çıkarak Üsame'nin komutanlığına liyakatini savunmuş ve "O, komutanlığa layık bir kimsedir" buyurmuştur. Üsame, Efendimizin vefatı sonrasında Hz. Ebu Bekir (R.A.) tarafından da aynı görevle gönderilmiş ve bu seferi büyük bir başarıyla tamamlayarak İslam devletinin sınırlarını korumuştur.

REKLAM ALANI

Vefatı ve Duruşu

Üsame bin Zeyd, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde yaşanan iç karışıklıklarda ve fitne zamanlarında daima tarafsız kalmış, Müslümanların birliğini korumayı her şeyin üstünde tutmuştur. Hicri 54 yılında Medine'de vefat eden Üsame, hayatı boyunca Efendimizin (S.A.V.) sevgisine mazhar olmanın ağırlığını ve sorumluluğunu taşımış, sadakatini son nefesine kadar korumuştur. O, bugün gençlere "liyakat ve sadakatin" yaşla değil, iman ve gayretle ölçüldüğünü gösteren en büyük modeldir.