İSLAM REHBERİ
Zeyd bin Harise (R.A.), İslam'ın ilk yıllarında Müslüman olan, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sadece bir sahabesi değil, aynı zamanda evlatlığı ve kalbinde en özel yere sahip olan "sevgilisi"dir. Onun hikayesi, kölelikten İslam'ın zirvesine uzanan, sadakatin ve ilahi kaderin en güzel örneklerinden biridir.
Zeyd, çocukken kaçırılıp köle olarak satılmıştı. Efendimiz (S.A.V.) ile henüz peygamberlik gelmeden önce tanıştı. Zeyd'in babası onu aramaya geldiğinde, Zeyd'in Efendimizden ayrılmak istememesi üzerine Efendimiz onu evlat edindi. O günden sonra "Zeyd bin Muhammed" olarak anılmaya başlandı. İslam gelince, Kur'an-ı Kerim'de evlatlıkların kendi babalarının isimleriyle çağrılması (Ahzab Suresi, 5. ayet) emredilince, tekrar "Zeyd bin Harise" oldu. Ancak o, Efendimizin kalbindeki "oğul" vasfını her zaman korudu.
Zeyd, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali'den sonra İslam'ı kabul edenlerin başında gelir. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) en zor anlarında hep yanında oldu. Taif yolculuğunda, düşmanlar Efendimizi taşlarken, vücudunu siper ederek taşlara karşı Efendimizi koruyan o idi. Ahzab Suresi 37. ayette ismi açıkça geçen tek sahabi olması, onun Kur'an-ı Kerim'deki müstesna yerini göstermektedir.
Hicretin 8. yılında, Bizans'a karşı düzenlenen Mute Savaşı'nda Efendimiz (S.A.V.) orduya üç komutan tayin etmişti: "Zeyd bin Harise şehit olursa Cafer bin Ebu Talib, o da şehit olursa Abdullah bin Revaha komutayı alsın." Zeyd, Mute'de İslam sancağını büyük bir kahramanlıkla tutarken şehit düştü. Efendimiz (S.A.V.) onun şehadet haberini aldığında gözyaşı dökmüş ve "Sevgilim beni terk etti!" buyurmuştur. Zeyd bin Harise, hayatı boyunca Efendisine olan sadakatiyle örnek olmuş, son nefesini de onun davasını savunurken vermiştir.